İyi Boşanma Nedir? Çocukların Ruh Sağlığını Korumak İçin Ebeveynlere Öneriler
Boşanma, yalnızca iki yetişkin arasındaki evlilik ilişkisinin sona ermesi değildir. Aynı zamanda aile içerisindeki rollerin, günlük yaşam düzeninin, ebeveynlik sorumluluklarının, ekonomik koşulların ve kişiler arası ilişkilerin yeniden yapılandırılmasını gerektiren önemli bir değişim sürecidir.
Toplumda boşanma çoğunlukla başarısızlık, aile bütünlüğünün bozulması veya çocuklar açısından kaçınılmaz bir travma olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık evlilik, koşulları ne olursa olsun korunması gereken ideal bir yapı gibi ele alınabilir. Oysa bütün evliliklerin sağlıklı ve işlevsel olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi bütün boşanmaların da çocuklar açısından yıkıcı sonuçlar doğuracağını düşünmek doğru değildir.
Ahrons (1994), boşanma öykülerinin çoğunlukla olumsuz yaşam deneyimleri üzerinden anlatıldığını ve bu nedenle boşanmanın doğrudan olumsuz bir yaşantı olarak etiketlendiğini belirtmektedir. Boşanma, doğası gereği stresli ve zorlayıcı bir yaşam deneyimidir. Bununla birlikte ebeveynlerin süreci nasıl yönettiği, boşanma sonrasında nasıl bir aile düzeni kurulduğu ve çocuğun ihtiyaçlarının ne ölçüde gözetildiği yaşanan stresin etkisini önemli ölçüde değiştirebilir.
Bu noktada “iyi boşanma” kavramı önem kazanmaktadır.
İyi Boşanma Nedir?
İyi boşanma, eşlerin boşanma sürecinde hiç üzülmemesi, öfkelenmemesi veya çatışma yaşamaması anlamına gelmez. Evlilik ilişkisinin sona ermesi; kayıp, hayal kırıklığı, öfke, suçluluk, korku ve belirsizlik gibi birçok duygunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu duygular boşanma sürecinin doğal bir parçasıdır.
İyi boşanma; eşlerin yaşadıkları duygusal zorluklara rağmen çocuklarının ihtiyaçlarını gözetebilmeleri, ebeveynlik ilişkilerini sürdürebilmeleri ve aileyi yeni koşullara uygun biçimde yeniden yapılandırabilmeleri anlamına gelir.
Ahrons (1994), iyi boşanmayı hem ebeveynlerin hem de çocukların boşanma sonrasında yaşamlarını duygusal açıdan en az boşanmadan önceki kadar işlevsel biçimde sürdürebildiği bir süreç olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşımda boşanma, ailenin tamamen ortadan kalkması değil, aile ilişkilerinin ve sınırlarının yeniden düzenlenmesi olarak değerlendirilir.
Eşler arasındaki evlilik ilişkisi sona erebilir. Ancak çocuklu ailelerde ebeveynlik ilişkisi boşanmayla birlikte sona ermez. Anne ve baba, çocuklarının yaşamında farklı evlerde ve yeni sınırlar içerisinde de olsa ebeveyn olmaya devam eder.
Dolayısıyla iyi boşanmanın temelinde şu ayrım bulunmaktadır: Eşlik ilişkisi sona erebilir; ebeveynlik ilişkisi ise devam eder.
Boşanma Sonrasında Aile Ortadan Kalkar mı?
Boşanma sonrasında ailenin yapısı, büyüklüğü ve günlük yaşam düzeni önemli ölçüde değişebilir. Çocuk bir ebeveyniyle aynı evde yaşarken diğer ebeveyniyle belirli zamanlarda görüşebilir. Bayramlar, tatiller, okul süreçleri ve aile etkinlikleri yeniden planlanabilir. Bazı durumlarda ebeveynler yeni ilişkiler kurabilir ve aile sistemine yeni kişiler dâhil olabilir.
Bütün bu değişimler, aile bağlarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Çocuk aracılığıyla oluşan akrabalık ve ebeveynlik bağları devam etmektedir.
İyi boşanma sürecinde anne ve babanın geçmişteki eş ilişkilerini sürdürmeleri beklenmez. Beklenen, çocuklarının ihtiyaçları doğrultusunda yeterli düzeyde iletişim kurabilmeleri ve ebeveynlik sorumluluklarını iş birliği içerisinde yerine getirebilmeleridir.
Ebeveynlerin yakın arkadaş olması veya sürekli görüşmesi gerekmez. Bununla birlikte çocukla ilgili önemli konularda bilgi paylaşabilmeleri, birbirlerine doğrudan ulaşabilmeleri ve çocuğu haber taşıyan kişi konumuna getirmemeleri önemlidir.
Çocukları En Çok Boşanma mı, Ebeveyn Çatışması mı Etkiler?
Boşanma çocuklar için önemli bir değişimdir. Çocuklar bu süreçte üzüntü, öfke, korku, kaygı, suçluluk veya özlem yaşayabilir. Bazı çocuklar anne ve babalarının yeniden bir araya gelmesini bekleyebilir. Bazıları ise boşanmanın kendi davranışları nedeniyle gerçekleştiğini düşünebilir.
Ancak çocukların boşanma sürecinden etkilenme düzeyini yalnızca anne ve babanın ayrı evlerde yaşaması belirlemez. Ebeveynler arasındaki çatışmanın yoğunluğu, çocuğun çatışmaların içerisinde bırakılması, günlük düzenin sürekli değişmesi, ebeveynlerden biriyle ilişkinin kesilmesi ve çocuğun duygularının göz ardı edilmesi de çocuğun uyumunu etkileyebilir.
Çocuk açısından en zorlayıcı durumlardan biri, anne ve babası arasında seçim yapmak zorunda bırakılmaktır. Bir ebeveyni sevmenin diğer ebeveyne ihanet etmek anlamına geldiğini düşünen çocuk, yoğun bir sadakat çatışması yaşayabilir.
Örneğin çocuğa:
“Beni seviyorsan babana gitmezsin.”
“Annen yüzünden ailemiz dağıldı.”
“Kiminle yaşamak istediğine sen karar ver.”
“Babanın yanında neler yaptığınızı bana anlat.”
“Annenin yeni biriyle görüşüp görüşmediğini öğren.”
gibi mesajlar verilmesi, çocuğun gelişimsel olarak taşımaması gereken bir sorumluluğu üstlenmesine neden olabilir.
Çocuğun hem annesini hem de babasını sevme hakkı vardır. Ebeveynlerin birbirlerine karşı yaşadıkları öfke, kırgınlık veya hayal kırıklığı çocuğun ebeveynleriyle kurduğu ilişkiye taşınmamalıdır.
İyi Boşanmanın Temel Unsurları
1. Ebeveynler arasında doğrudan ve çatışmasız iletişim kurulması
Çocukla ilgili konuların mümkün olduğunca ebeveynler arasında doğrudan konuşulması gerekir. Çocuğun “Annene söyle”, “Babana sor” gibi ifadelerle mesaj taşıyan kişi haline getirilmesi uygun değildir.
Ebeveynler yüz yüze iletişim kurmakta zorlanıyorsa yazılı iletişim, e-posta veya yalnızca çocukla ilgili konuların konuşulduğu belirli iletişim saatleri tercih edilebilir.
Buradaki amaç eski eşlerin bütün sorunlarını çözmesi değil, çocukla ilgili gerekli bilgileri sakin, açık ve saygılı bir biçimde paylaşabilmesidir.
2. Ebeveynlerin birbirlerinin ebeveynlik rollerine saygı göstermesi
Ebeveynlerin birbirlerinin otoritesini sürekli zayıflatması, çocuğun sınırları anlamasını güçleştirebilir. İki evde bütün kuralların tamamen aynı olması mümkün olmayabilir. Ancak uyku, okul, sağlık, ekran kullanımı ve sorumluluklar gibi temel konularda benzer bir yaklaşım geliştirilmesi çocuğun kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir.
Bir ebeveynin koyduğu bütün kuralların diğer ebeveyn tarafından geçersizleştirilmesi, çocuğu iki farklı otorite arasında bırakabilir. Bu nedenle ebeveynlerin en azından temel konularda ortak bir çerçeve oluşturmaları önemlidir.
3. Çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması
Boşanma sürecinde yetişkinlerin yaşadığı duygusal yoğunluk nedeniyle çocuğun ihtiyaçları zaman zaman geri planda kalabilir. Oysa çocukların yalnızca temel bakım ihtiyaçlarının karşılanmasına değil, dinlenmeye, anlaşılmaya ve duygularını ifade etmeye de ihtiyaçları vardır.
Ebeveynlerin çocukla günlük yaşamı hakkında konuşması, okul sürecini takip etmesi, arkadaşlık ilişkileriyle ilgilenmesi ve ihtiyaç duyduğunda rehberlik sağlaması önemlidir.
- “Üzülme”, “Ağlayacak bir şey yok” veya “Artık buna alışmalısın” gibi ifadeler yerine şu tür cümleler kullanılabilir:
- “Bu değişimin senin için zor olduğunu biliyorum.”
- “Bizi özleyebilirsin, bunun hakkında konuşabiliriz.”
- “Yaşananlar senin hatan değil.”
- “Annen ve baban olarak seni sevmeye ve yanında olmaya devam edeceğiz.”
4. Çocuğun gelişim düzeyine uygun bir açıklama yapılması
Boşanma kararı çocuktan tamamen gizlenmemeli veya çocuk aniden yeni bir yaşam düzeninin içerisinde bırakılmamalıdır. Mümkün olduğunda anne ve baba, boşanma kararını çocuğa birlikte açıklayabilir.
Açıklama yapılırken çocuğa yetişkin ilişkisinin bütün ayrıntılarını anlatmak gerekmez. Aldatma, ekonomik anlaşmazlıklar, cinsel sorunlar veya eşler arasındaki özel çatışmalar çocuğun taşıyabileceği bilgiler değildir.
Çocuğun bilmesi gereken temel noktalar şunlardır:
- Anne ve babanın ayrı evlerde yaşayacağı,
- Boşanmanın çocuğun hatası olmadığı,
- Her iki ebeveynin de çocuğu sevmeye devam edeceği,
- Çocuğun nerede yaşayacağı,
- Diğer ebeveyni ne zaman göreceği,
- Okul ve günlük yaşam düzeninin nasıl devam edeceği.
Çocuklar çoğunlukla soyut açıklamalardan çok günlük hayatlarının nasıl değişeceğini merak eder. Bu nedenle açıklamanın açık ve somut olması önemlidir.
5. Çocuğun taraf seçmeye zorlanmaması
Çocuğa hangi ebeveyni daha çok sevdiğinin sorulması, kimin haklı olduğuna karar vermesinin beklenmesi veya birlikte yaşayacağı ebeveyni tek başına seçmek zorunda bırakılması çocuğun taşıyamayacağı bir yük oluşturabilir.
Çocuğun görüşünün alınması ile karar sorumluluğunun çocuğa bırakılması birbirinden farklıdır. Çocukların düşünceleri ve ihtiyaçları dinlenebilir. Ancak yetişkinlere ait kararların sorumluluğu yine yetişkinlerde kalmalıdır.
6. Eski eş hakkında çocuğun yanında olumsuz konuşulmaması
Ebeveynlerin birbirleri hakkında hakaret içeren, küçümseyici veya suçlayıcı ifadeler kullanması çocuğun benlik algısını da etkileyebilir. Çocuk kendisini hem annesinin hem de babasının bir parçası olarak görebilir. Bu nedenle bir ebeveynin sürekli kötülenmesi, çocuk tarafından kendisine yönelik bir eleştiri gibi de algılanabilir.
Ebeveynlerin yaşadıkları öfkeyi çocukla değil, yetişkin destek kaynaklarıyla paylaşması gerekir. Arkadaş desteği, bireysel psikoterapi veya aile danışmanlığı bu süreçte yardımcı olabilir.
7. Çocuğa yetişkin veya ebeveyn rolü yüklenmemesi
Bazı çocuklar boşanma sonrasında ebeveynlerinin duygusal desteğini sağlayan kişi haline gelebilir. Çocuk, annesini ya da babasını teselli etmek, yalnızlığını gidermek veya ekonomik sorunlar hakkında fikir vermek zorunda hissedebilir.
Bu durum çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını geri plana atarak çocuğu yetişkin rolüne taşıyabilir.
“Sen olmasan ne yapardım?”, “Artık evin erkeği sensin” veya “Bundan sonra anneni sen koruyacaksın” gibi ifadeler çocuğa ağır bir sorumluluk yükleyebilir.
Çocuğun görevi ebeveynini iyileştirmek değil, çocukluğunu sürdürebilmektir.
8. Her iki ebeveynle ilişkinin mümkün olduğunca korunması
Çocuğun güvenliğini tehdit eden şiddet, istismar, ihmal veya bağımlılık gibi özel durumlar bulunmadığında çocuğun her iki ebeveyniyle de düzenli ve güvenli ilişki kurabilmesi desteklenmelidir.
Ayrı yaşayan ebeveynin yalnızca belirli günlerde çocuğu gören bir ziyaretçiye dönüşmemesi önemlidir. Çocuğun okul hayatı, sağlık durumu, arkadaşlıkları ve günlük gelişimi hakkında bilgi sahibi olmaya devam etmelidir.
Ebeveynlik ilişkisi yalnızca çocuğu belirli günlerde gezdirmek veya hediye almakla sınırlı değildir. Sorumluluk almak, sınır koymak, ödevlerle ilgilenmek, sağlık kontrollerini takip etmek ve çocuğun duygusal yaşamına katılmak da ebeveynliğin bir parçasıdır.
Ebeveyn Kendi Ruh Sağlığını Neden Korumalıdır?
Boşanma sürecinde çocukların ihtiyaçlarına odaklanmak önemli olmakla birlikte ebeveynlerin kendi fiziksel ve ruhsal sağlıklarını ihmal etmemeleri gerekir.
Yoğun öfke, depresif duygular, uyku sorunları, kaygı veya tükenmişlik yaşayan bir ebeveynin çocuğunun ihtiyaçlarına dengeli biçimde yanıt vermesi zorlaşabilir. Bu nedenle ebeveynin destek istemesi yalnızca kendisi için değil, çocuğuyla kurduğu ilişki açısından da önemlidir.
Ebeveynin boşanma sürecinde kendi duygularıyla ilgilenmesi, çocuğun yanında hiç üzülmemesi gerektiği anlamına gelmez. Çocuk, ebeveyninin üzgün olduğunu görebilir. Ancak ebeveynin çocuğa bu duyguyla başa çıkabileceği ve yetişkinlerden destek aldığı mesajını vermesi gerekir.
Örneğin:
“Şu anda üzgünüm ama bu duyguyla başa çıkabilirim.”
“Bu konu senin çözmen gereken bir şey değil.”
“Benim yanımda olman bana iyi geliyor ama beni iyileştirmek senin görevin değil.” gibi açıklamalar çocuğun kendisini sorumlu hissetmesini önleyebilir.
Çocuklar Boşanma Sonrasında Ne Zaman Psikolojik Destek Almalıdır?
Boşanma sonrasında çocukların bir süre üzgün, öfkeli veya kaygılı olması her zaman psikolojik bir bozukluk yaşadıkları anlamına gelmez. Çocuğun yeni yaşam düzenine alışması için zamana ihtiyacı olabilir.
Bununla birlikte aşağıdaki belirtiler uzun süre devam ediyor veya çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınması değerlendirilebilir:
- Yoğun ayrılık kaygısı,
- Sürekli ağlama veya içe kapanma,
- Belirgin öfke patlamaları,
- Uyku veya yeme düzeninde ciddi değişiklikler,
- Okul başarısında belirgin düşüş,
- Okula gitmek istememe,
- Alt ıslatma gibi daha önce geride bırakılmış davranışların yeniden başlaması,
- Anne veya babadan biriyle görüşmeyi yoğun biçimde reddetme,
- Kendini suçlama,
- Sürekli anne ve babayı bir araya getirmeye çalışma,
- Bedensel bir neden bulunamayan karın ağrısı veya baş ağrısı gibi yakınmalar,
- Kendine zarar verme düşünceleri veya davranışları.
Psikolojik destek sürecinde yalnızca çocukla çalışılması her zaman yeterli olmayabilir. Ebeveynlerin iletişim biçimi, sınırları ve ortak ebeveynlik düzeni de değerlendirilmelidir.
Sonuç
Boşanma, aile yaşamında önemli ve stresli bir değişimdir. Ancak bu değişimin çocuk açısından mutlaka yıkıcı olması gerekmez. Çocukların boşanma sonrasındaki uyumunu, ebeveynlerin birbirleriyle ve çocuklarıyla kurdukları ilişkinin niteliği önemli ölçüde etkilemektedir.
İyi boşanma; anne ve babanın hiç çatışmaması veya geçmişte yaşanan sorunları tamamen unutması değildir. Ebeveynlerin öfkelerini çocuklarının üzerine taşımamaları, çocuğu aralarında bırakmamaları, birbirlerinin ebeveynlik rollerine saygı göstermeleri ve çocuklarının güvenliğini öncelik haline getirmeleridir.
Evlilik ilişkisi sona erse bile aile, yeni sınırlar ve yeni roller içerisinde varlığını sürdürebilir. Çocuğun ihtiyaç duyduğu şey anne ve babasının aynı evde yaşaması kadar, hatta bazı durumlarda bundan daha fazla, güvenli, tutarlı ve ulaşılabilir ebeveynlere sahip olmasıdır.
Boşanma sürecinin aile içerisinde yoğun çatışmaya neden olduğu, çocukların taraflar arasında kaldığı veya ebeveynlerin ortak bir iletişim düzeni kurmakta zorlandığı durumlarda çift ve aile terapisi, ebeveyn danışmanlığı ya da çocuk odaklı psikolojik destekten yararlanılabilir.
Kaynakça
Ahrons, C. R. (1994). The Good Divorce: Keeping Your Family Together When Your Marriage Comes Apart. New York: HarperCollins.
Sori, C. F. ve Hecker, L. L. (2014). The Therapist’s Notebook for Children and Adolescents: Homework, Handouts, and Activities for Use in Psychotherapy. New York: Routledge.
English
Deutsch