general.texts.skip_to_content
Çadem Psikoloji | İstanbul Psikolog | Pedagog | Bakırköy | Halkalı | Caddebostan | Nişantaşı

Aile İçi Şiddet Nedir? Şiddet Türleri, Psikolojik Etkileri ve Destek Süreci

Aile İçi Şiddet Nedir? Şiddet Türleri, Psikolojik Etkileri ve Destek Süreci


Aile içi şiddet, kişinin en güvende hissetmesi beklenen ilişkilerde tehdit, baskı, kontrol, korkutma, aşağılama, fiziksel zarar verme, cinsel zorlama veya ekonomik kısıtlama gibi davranışlara maruz kalmasıdır. Şiddet yalnızca fiziksel yaralanma ile sınırlı değildir; kişinin özgürlüğünü, karar alma hakkını, sosyal ilişkilerini, bedensel bütünlüğünü, ruhsal sağlığını ve güvenlik duygusunu etkileyen birçok farklı biçimde ortaya çıkabilir.


T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, aile içi şiddeti; çocuk, eş, eski eş, yakın akraba gibi aile bireyleri arasında gerçekleşen, fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik veya sözlü zarar ya da acı ile sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan; tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren her türlü tutum ve davranış olarak tanımlar.


Aile içi şiddet yalnızca bir “aile içi anlaşmazlık” değildir. Şiddet, güç ve kontrol ilişkisiyle bağlantılıdır. Kişi bazen fiziksel olarak zarar görmese bile sürekli korkutuluyor, aşağılanıyor, izole ediliyor, kontrol ediliyor, ekonomik olarak bağımlı bırakılıyor veya cinsel olarak zorlanıyorsa bu da şiddettir.


Aile İçi Şiddet Kimler Arasında Görülebilir?


Aile içi şiddet eşler, eski eşler, partnerler, ebeveynler, çocuklar, kardeşler, yaşlı aile bireyleri veya aynı ev içinde yaşayan kişiler arasında görülebilir. Kadınlar ve çocuklar aile içi şiddetten daha sık ve daha ağır biçimde etkilenebilen gruplar arasında yer alır; ancak şiddetin mağduru farklı yaş, cinsiyet ve sosyal gruplardan kişiler de olabilir.


Dünya Sağlık Örgütü, kadına yönelik şiddeti önemli bir halk sağlığı ve insan hakları sorunu olarak tanımlar; 2023 tahminlerine göre dünya genelinde kadınların yaklaşık üçte biri yaşamları boyunca partner şiddeti veya partner dışı cinsel şiddete maruz kalmıştır.


Bu veriler, şiddetin bireysel bir mesele değil, toplumsal ve yapısal yönleri de olan ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir. Ancak her durumda temel mesaj aynıdır: Şiddete maruz kalan kişi suçlu değildir; sorumluluk şiddeti uygulayan kişiye aittir.


Şiddet Türleri Nelerdir?


Aile içi şiddet birçok farklı biçimde görülebilir. Bazı durumlarda fiziksel şiddet çok görünürdür; bazı durumlarda ise psikolojik, ekonomik ya da dijital şiddet yıllarca fark edilmeden sürebilir. Şiddetin yalnızca “vurmak” olarak algılanması, birçok mağdurun yaşadığını adlandırmasını ve destek aramasını zorlaştırabilir.


Fiziksel Şiddet


Fiziksel şiddet, kişinin bedenine zarar vermeye yönelik her türlü davranışı kapsar. Tokat atmak, yumruklamak, itmek, boğazını sıkmak, saçını çekmek, tekmelemek, üzerine eşya fırlatmak, yakmak, kesici aletle tehdit etmek, zorla bir yere kapatmak veya tıbbi yardıma ulaşmasını engellemek fiziksel şiddet örnekleridir.


Fiziksel şiddet bazen “bir kere oldu”, “çok sinirliydi”, “ben de onu kızdırdım” gibi düşüncelerle küçümsenebilir. Oysa şiddetin bir kez yaşanmış olması bile ciddiye alınmalıdır. Özellikle boğaz sıkma, ölümle tehdit, silah veya kesici alet kullanımı, gebelikte şiddet ve çocukların şiddete tanık olması yüksek riskli durumlardır.


Psikolojik ve Duygusal Şiddet


Psikolojik şiddet, kişinin benlik algısını, özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve güvenlik duygusunu hedef alan davranışları kapsar. Sürekli eleştirmek, aşağılamak, küçümsemek, tehdit etmek, suçlamak, korkutmak, bağırmak, hakaret etmek, kıskançlığı kontrol aracı olarak kullanmak, kişinin ailesiyle veya arkadaşlarıyla görüşmesini engellemek psikolojik şiddet örnekleridir.


Psikolojik şiddet çoğu zaman görünmez olduğu için kişi yaşadığını adlandırmakta zorlanabilir. “Beni dövmüyor ama sürekli değersiz hissettiriyor”, “Kiminle görüşeceğime karışıyor”, “Her şeyi benim suçum gibi gösteriyor”, “Onsuz yaşayamayacağıma inandırıyor” gibi deneyimler psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.


Cinsel Şiddet


Cinsel şiddet, kişinin rızası dışında cinsel davranışa zorlanması, baskı görmesi, tehdit edilmesi veya cinsellik üzerinden kontrol edilmesidir. Evlilik veya ilişki içinde olmak, cinsel rızanın sürekli var olduğu anlamına gelmez. Kişinin istemediği bir zamanda, istemediği biçimde cinsel ilişkiye zorlanması cinsel şiddettir.


Cinsel şiddet şu biçimlerde görülebilir:


İstemediği halde cinsel ilişkiye zorlamak,


Cinsel ilişkiyi tehdit veya baskı aracı olarak kullanmak,


Doğum kontrol yöntemlerine müdahale etmek,


Gebeliğe ya da kürtaja zorlamak,


Cinsel içerikli aşağılayıcı sözler söylemek,


Cinsel görüntü veya mesajlarla tehdit etmek,


Kişinin beden sınırlarını ihlal etmek.


Cinsel şiddet hakkında konuşmak zor olabilir; ancak bu durum kişinin suçu değildir. Rıza, güven ve özgür irade olmadan yaşanan her cinsel davranış ciddiye alınmalıdır.


Ekonomik Şiddet


Ekonomik şiddet, kişinin para, çalışma, eğitim, mal varlığı veya ekonomik kararlar üzerindeki özgürlüğünün kontrol edilmesidir. Kişinin çalışmasına izin vermemek, maaşına el koymak, harcamalarını sürekli denetlemek, temel ihtiyaçları için para vermemek, borçlandırmak veya ekonomik bağımlılığı sürdürmek ekonomik şiddet örnekleridir.


Ekonomik şiddet, kişinin ilişkiden uzaklaşmasını ve güvenli bir yaşam kurmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle şiddetle mücadelede ekonomik bağımsızlık, sosyal destek ve güvenli başvuru mekanizmaları büyük önem taşır.


Dijital Şiddet ve Israrlı Takip


Günümüzde aile içi şiddet dijital araçlarla da sürdürülebilir. Telefonu kontrol etmek, sosyal medya hesaplarına zorla erişmek, konum paylaşmaya zorlamak, mesajları denetlemek, şifreleri istemek, tehdit mesajları göndermek, özel fotoğraf veya videolarla şantaj yapmak dijital şiddet örnekleridir.


Israrlı takip de önemli bir şiddet biçimidir. Kişinin istemediği halde takip edilmesi, sürekli aranması, evinin veya iş yerinin önüne gelinmesi, sosyal medya üzerinden izlenmesi veya tehdit edilmesi güvenlik açısından ciddiye alınmalıdır. 6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunmasını amaçlar.


Aile İçi Şiddetin Psikolojik Etkileri


Aile içi şiddet kişinin ruhsal dünyasında derin izler bırakabilir. Şiddete maruz kalan kişi zamanla kendini suçlamaya, değersiz hissetmeye, sürekli tetikte yaşamaya veya karar verme kapasitesini kaybetmiş gibi hissetmeye başlayabilir. Bu etkiler “zayıflık” değil, uzun süreli tehdit ve kontrol altında kalmanın ruhsal sonuçlarıdır.


Aile içi şiddetin psikolojik etkileri şunlar olabilir:


Yoğun korku ve kaygı,


Travma sonrası stres belirtileri,


Depresif belirtiler,


Panik atak benzeri tepkiler,


Uyku sorunları,


Kabuslar,


Duygusal uyuşma,


Sürekli tetikte olma,


Suçluluk ve utanç,


Özgüven kaybı,


Karar vermekte zorlanma,


Sosyal çevreden uzaklaşma,


Kendini değersiz hissetme,


Güvensizlik,


Bedensel yakınmalar,


Kendine zarar verme düşünceleri.


Şiddete maruz kalan kişiler bazen “Neden ayrılamıyorum?”, “Neden hâlâ onu seviyorum?”, “Neden geri dönüyorum?” gibi sorularla kendilerini suçlayabilir. Oysa şiddet döngüsü, korku, umut, tehdit, ekonomik bağımlılık, çocuklar, sosyal baskı ve manipülasyon gibi birçok faktörle karmaşık hale gelebilir.


Şiddet Döngüsü Nedir?


Aile içi şiddet çoğu zaman tek bir olaydan ibaret değildir; belirli bir döngü içinde tekrarlayabilir. Önce gerilim artar, ardından şiddet olayı yaşanır, sonrasında özür, pişmanlık, hediyeler, değişme sözleri veya sevgi gösterileri gelebilir. Bu dönem, mağdurun “belki değişecek” umudunu güçlendirebilir. Ancak destek ve sorumluluk olmadan döngü tekrar başlayabilir.


Şiddet döngüsünde kişi bazen şiddeti küçümseyebilir, kendini suçlayabilir veya partnerin iyi dönemlerine tutunabilir. Bu durum kişinin “zayıf” olduğu anlamına gelmez; şiddet döngüsünün psikolojik olarak nasıl işlediğini gösterir.


Bu nedenle çevrenin “Neden hâlâ ayrılmıyorsun?” diye suçlayıcı yaklaşması yerine, güvenlik, destek ve seçenekler üzerinden yanında olması daha önemlidir.


Çocuklar Aile İçi Şiddetten Nasıl Etkilenir?


Çocukların şiddete doğrudan maruz kalması kadar şiddete tanık olması da travmatik olabilir. Çocuklar evdeki gerginliği, korkuyu, bağırmaları, tehditleri veya yaralanmaları görmese bile hissedebilir. Şiddet ortamında büyüyen çocuklarda güven duygusu, duygu düzenleme, okul uyumu ve ilişki kurma becerileri etkilenebilir.


Çocuklarda görülebilecek etkiler şunlardır:


Ayrılma kaygısı,


Uyku sorunları,


Kabuslar,


Alt ıslatma,


Öfke patlamaları,


İçe kapanma,


Okul başarısında düşüş,


Dikkat sorunları,


Bedensel yakınmalar,


Korku ve tetikte olma,


Saldırgan davranışlar,


Aşırı uyumlu ve sessiz davranma,


Kendini suçlama.


Çocukların şiddet ortamında “bir şey anlamadığı” düşünülmemelidir. Çocuklar çoğu zaman olanları kendi gelişim düzeylerine göre anlamlandırır ve bazen kendilerini sorumlu tutabilirler. Bu nedenle aile içi şiddette çocukların güvenliği ve psikolojik desteği ayrıca değerlendirilmelidir.


Şiddete Maruz Kalan Kişi Neden Anlatmakta Zorlanır?


Şiddete maruz kalan kişiler çoğu zaman yaşadıklarını hemen anlatamaz. Bunun birçok nedeni olabilir. Kişi utanabilir, suçlanmaktan korkabilir, ekonomik olarak bağımlı olabilir, çocukları için endişelenebilir, failin tehditlerinden korkabilir veya kimsenin inanmayacağını düşünebilir.


Anlatmayı zorlaştıran etkenler şunlardır:


Utanç ve suçluluk,


Tehdit edilme,


Ekonomik bağımlılık,


Çocukları kaybetme korkusu,


Aile ve çevre baskısı,


“Yuvanı yıkma” söylemleri,


Şiddetin normalleştirilmesi,


Failin pişmanlık sözleri,


Sosyal destek eksikliği,


Hukuki süreçten korkma,


Güvenli bir yere gidememe.


Bu nedenle şiddete maruz kalan kişiye “Neden daha önce söylemedin?” demek yerine “Bunu anlatman çok zor olabilir, sana inanıyorum ve yanında olmak istiyorum” demek daha destekleyicidir.


Şiddetle Karşılaşıldığında Ne Yapılabilir?


Aile içi şiddet durumunda ilk öncelik güvenliktir. Psikolojik destek önemli olsa da aktif şiddet, tehdit veya güvenlik riski varsa önce koruyucu mekanizmalara ulaşmak gerekir. Türkiye’de şiddete maruz kalındığında başvurulabilecek resmi mekanizmalar arasında 112 Acil Çağrı Merkezi, kolluk birimleri, ALO 183 Sosyal Destek Hattı, ŞÖNİM, barolar ve savcılıklar yer alır; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ayrıca KADES uygulamasını da başvuru mekanizmaları arasında paylaşmaktadır.


Acil tehlike varsa güvenli bir alana geçmek, 112’yi aramak veya en yakın kolluk birimine başvurmak gerekir. ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı, aile, kadın, çocuk, engelli ve yaşlılara yönelik çağrıları değerlendirerek rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunar ve 7/24 çalışır.


KADES, kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddet ve taciz gibi durumlarda acil müdahaleye ulaşabilmeleri için sunulmuş resmi bir uygulamadır.


Güvenlik Planı Neden Önemlidir?


Şiddet ortamından uzaklaşmak her zaman kolay veya güvenli olmayabilir. Bazı durumlarda ayrılık kararı ya da şiddeti açıklamak riski artırabilir. Bu nedenle güvenlik planı kişiye özel, dikkatli ve mümkünse uzman ya da ilgili kurum desteğiyle oluşturulmalıdır.


Güvenlik planında şu konular değerlendirilebilir:


Acil durumda aranacak kişiler,


Güvenli gidilebilecek yerler,


Kimlik, para, ilaç ve önemli belgelerin erişilebilir olması,


Çocukların güvenliği,


Telefon güvenliği ve konum paylaşımı,


Şiddet kanıtlarının güvenli biçimde saklanması,


Kolluk ve sosyal destek başvuruları,


Güvenilir yakınlara bilgi verme,


Acil çıkış planı.


Bu öneriler genel bilgilendirme niteliğindedir. Şiddet riski yüksekse kişinin tek başına hareket etmesi yerine resmi destek mekanizmalarına ve güvenilir uzmanlara başvurması önemlidir.


Şiddete Maruz Kalan Birine Nasıl Destek Olunur?


Şiddete maruz kalan birine destek olurken en önemli şey yargılamadan dinlemektir. Kişiyi suçlamak, ayrılmaya zorlamak, kararlarını küçümsemek veya faille yüzleşmesini istemek riski artırabilir.


Destekleyici cümleler şunlar olabilir:


“Sana inanıyorum.”


“Bu senin suçun değil.”


“Bunu yaşamak zorunda değilsin.”


“Güvende olman önemli.”


“İstersen birlikte destek kaynaklarına bakalım.”


“Hazır olduğunda yanında olacağım.”


Kaçınılması gereken cümleler ise şunlardır:


“Neden daha önce ayrılmadın?”


“Sen de onu kızdırmasaydın.”


“Abartıyor olabilir misin?”


“Çocuklar için katlanmalısın.”


“Ben olsam hemen giderdim.”


“Bunu kimseye anlatma.”


Destek vermek, kişinin yerine karar vermek değildir. Amaç, kişinin güvenliğini ve seçeneklerini artırmak, yalnız olmadığını hissettirmek ve gerektiğinde profesyonel/kurumsal kaynaklara yönlendirmektir.


Psikolojik Destek Süreci Nasıl Yardımcı Olur?


Aile içi şiddet sonrası psikolojik destek sürecinde amaç kişiyi “neden kaldın?” diye sorgulamak değildir. Amaç, kişinin yaşadığı travmayı, korkuyu, suçluluk ve utanç duygularını güvenli bir alanda ele almasına yardımcı olmaktır.


Psikolojik destek sürecinde şu alanlar çalışılabilir:


Şiddetin kişinin suçu olmadığının anlaşılması,


Travma sonrası belirtilerin değerlendirilmesi,


Güvenlik duygusunun yeniden desteklenmesi,


Suçluluk ve utanç duygularıyla çalışma,


Sınır koyma becerilerinin güçlendirilmesi,


Benlik algısının yeniden yapılandırılması,


Duygu düzenleme becerilerinin desteklenmesi,


Çocukların yaşadığı etkilerin değerlendirilmesi,


İlişki döngülerinin anlaşılması,


Gerektiğinde psikiyatri, hukuk ve sosyal hizmet kaynaklarına yönlendirme.


Dünya Sağlık Örgütü’nün psikolojik ilk yardım yaklaşımı, ciddi kriz olaylarından sonra kişilere insani, destekleyici ve pratik yardım sunmayı amaçlar; şiddet gibi krizlerde kişinin güvenliğini, temel ihtiyaçlarını ve destek kaynaklarına erişimini öncelemek önemlidir.


ÇADEM Psikoloji’de Aile İçi Şiddete Yaklaşım


ÇADEM Psikoloji’de aile içi şiddet; yalnızca ilişki çatışması olarak değil, kişinin güvenlik duygusunu, benlik algısını, bedenini, ruhsal sağlığını, çocuklarını ve sosyal yaşamını etkileyen ciddi bir travmatik deneyim olarak ele alınır.


Danışmanlık sürecinde amaç kişiyi yargılamak, karar vermeye zorlamak ya da yaşadığı şiddeti küçümsemek değildir. Amaç; kişinin yaşadıklarını güvenli bir alanda anlamlandırmasına, şiddetin sorumluluğunu kendisine yüklememesine, travma sonrası belirtilerini fark etmesine, destek kaynaklarına ulaşmasına ve kendi güvenliği açısından daha bilinçli adımlar planlamasına yardımcı olmaktır.


Aktif şiddet, tehdit veya güvenlik riski varsa psikolojik destek tek başına yeterli değildir; öncelik güvenlik planı ve ilgili resmi başvuru mekanizmalarına ulaşmaktır. Gerekli durumlarda bireysel psikolojik destek, çocuk ve ergen desteği, travma odaklı çalışmalar, aile üyeleri için psikoeğitim, psikiyatri yönlendirmesi ve sosyal/hukuki destek kaynaklarına yönlendirme birlikte değerlendirilebilir.


Aile içi şiddet hiçbir koşulda normalleştirilemez. Şiddete maruz kalan kişinin yalnız olmadığını bilmesi, yaşadıklarını güvenli kişilerle paylaşabilmesi ve doğru destek kaynaklarına ulaşabilmesi iyileşme sürecinin en önemli adımlarındandır.

Gerçek psikolojik güvenlik,
kurumun içinde yaşar.

ÇADEM hekimliği, Kurumsal Psikoloji Danışmanlığı modeli,kurumun hem çalışanının kapasitesini, sağlığını ve verimli çalışma gücüne erişimin yetkinliğini,içinden dışına sağlık güvenlikli bir ekosistemi ve destek sistemleri sunar.