general.texts.skip_to_content
Çadem Psikoloji | İstanbul Psikolog | Pedagog | Bakırköy | Halkalı | Caddebostan | Nişantaşı

Çocuklarda Davranış Problemleri: Nedenleri, Belirtileri ve Ailelere Öneriler

Çocuklarda Davranış Problemleri: Nedenleri, Belirtileri ve Ailelere Öneriler

Çocuklar, yetişkinlerden farklı olarak yaşadıkları duyguları her zaman sözel olarak ifade edemezler. Kaygı, öfke, kıskançlık, korku, hayal kırıklığı veya güvensizlik gibi duygular bazen davranışlar aracılığıyla dışa vurulur.


Hırçınlık, öfke nöbetleri, inatçılık, saldırgan davranışlar, yalan söyleme, çalma, küfür etme veya kurallara sürekli karşı gelme gibi davranışlar ailelerin en sık zorlandığı konular arasında yer alır.


Ancak unutulmamalıdır ki her zorlayıcı davranış bir davranış bozukluğu değildir. Bazı davranışlar çocuğun gelişim döneminin doğal bir parçası olabilir. Davranışın değerlendirilmesinde çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, davranışın sıklığı, süresi ve günlük yaşam üzerindeki etkisi birlikte ele alınmalıdır.


Bu nedenle çocuklarda davranış problemlerine yalnızca görünen davranış açısından değil, davranışın altında yatan duygu, ihtiyaç ve çevresel koşullar açısından da yaklaşmak önemlidir.


Çocuklarda Davranış Problemleri Nedir?

Davranış problemleri; çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha yoğun, daha sık tekrar eden ve günlük işlevselliğini olumsuz etkileyen davranışlar göstermesi durumunda değerlendirilir.


Bu davranışlar bazen çocuğun yaşadığı duygusal güçlükleri, bazen çevresel stres faktörlerini, bazen de duygu düzenleme becerilerindeki zorlanmaları yansıtabilir.


Örneğin erken çocukluk döneminde öfkelendiğinde ağlamak, bağırmak veya istediği olmadığında inatlaşmak gelişimsel olarak beklenebilir. Ancak sık sık başkalarına zarar verme, eşyaları kırma, okul ve ev yaşamında sürekli sorun yaşama veya kurallara yoğun biçimde karşı gelme gibi davranışlar daha ayrıntılı değerlendirilmelidir.


Bir Davranış Ne Zaman Problem Olarak Değerlendirilir?

Çocuklarda davranışların değerlendirilmesinde dört temel ölçüt önemlidir.


Yaşa Uygunluk

Her gelişim döneminin kendine özgü davranış özellikleri vardır.


Örneğin iki yaşındaki çocukların sık sık "hayır" demesi, sınırları test etmesi veya yoğun öfke tepkileri göstermesi gelişimsel olarak beklenebilir.


Benzer şekilde okul öncesi dönemde çocukların hayal güçleri oldukça gelişmiştir. Bu nedenle anlattıkları her gerçek dışı hikâye bilinçli bir yalan olarak değerlendirilmemelidir.


Davranış değerlendirilirken mutlaka çocuğun gelişimsel özellikleri dikkate alınmalıdır.


Yoğunluk

Davranışın ne kadar yoğun yaşandığı önemlidir.


Ara sıra öfkelenmek gelişimsel olarak normal kabul edilebilirken; öfke sırasında sürekli vurma, ısırma, eşyalara zarar verme veya kendine zarar verme davranışları daha dikkatli değerlendirilmelidir.


Çocuğun kendisine veya çevresine zarar verme riski oluştuğunda profesyonel destek gerekebilir.


Süreklilik

Çocuklarda davranış değişiklikleri bazen geçici yaşam olaylarından kaynaklanabilir.


Taşınma, kardeş doğumu, okul değişikliği, aile içindeki stres, hastalık veya sevilen birinin kaybı gibi yaşam olayları geçici davranış değişikliklerine neden olabilir.


Ancak davranış uzun süredir devam ediyor, sık tekrar ediyor ve zaman içinde azalmıyorsa ayrıntılı değerlendirme yapılması önemlidir.


Günlük Yaşamı Etkilemesi

Davranışın problem olarak değerlendirilmesindeki en önemli ölçütlerden biri işlevselliği etkilemesidir.


Davranış; aile ilişkilerini, okul uyumunu, arkadaş ilişkilerini, öğrenme sürecini veya çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde zorlaştırıyorsa profesyonel destek alınması yararlı olabilir.


Amaç çocuğu etiketlemek değil, davranışın vermeye çalıştığı mesajı anlamaktır.


Çocuklarda Davranış Problemleri Neden Ortaya Çıkar?

Davranış problemlerinin tek bir nedeni yoktur.


Çocuğun mizacı, gelişimsel özellikleri, aile tutumları, okul yaşantısı, kardeş ilişkileri, çevresel stres faktörleri, travmatik yaşantılar, dikkat sorunları, öğrenme güçlükleri ve duygusal ihtiyaçları davranışlarını etkileyebilir.


Bazı çocuklar yaşadıkları duyguları sözel olarak ifade etmek yerine davranışlarıyla anlatırlar.


  • "Beni fark edin."
  • "Zorlanıyorum."
  • "Korkuyorum."
  • "Desteğe ihtiyacım var."
  • "Sınırlarımı bilmiyorum."


gibi mesajlar bazen öfke, saldırganlık, inatçılık veya içe kapanma şeklinde ortaya çıkabilir.


Dikkat Görme İhtiyacı

Çocuk yeterince görüldüğünü, duyulduğunu veya anlaşıldığını hissetmediğinde dikkat çekmek amacıyla zorlayıcı davranışlar gösterebilir.


Bu durum çocuğun bilinçli olarak "kötü davranmayı seçtiği" anlamına gelmez.


Olumlu ilgi göremeyen bazı çocuklar zamanla olumsuz ilginin de ilişki kurmanın bir yolu olduğunu öğrenebilir.


Bu nedenle yalnızca problem davranışlara tepki vermek yerine olumlu davranışları fark etmek ve çocukla düzenli kaliteli zaman geçirmek önemlidir.


Güç ve Kontrol İhtiyacı

Bazı çocuklar kendilerini sürekli kontrol altında, baskı altında veya karar süreçlerinin dışında hissettiklerinde karşı gelme davranışları gösterebilir.


Aşırı otoriter ve katı ebeveyn tutumları zaman zaman inatçılığı ve direnç davranışlarını artırabilir.


Yaşına uygun seçim hakkı tanımak, sınırları korurken çocuğun fikrini almak ve bağımsızlık ihtiyacını desteklemek davranış sorunlarının azalmasına katkı sağlayabilir.


Öfke ve Kırgınlık

Sürekli eleştirilen, cezalandırılan, ihmal edilen veya duygusal ihtiyaçları karşılanmayan çocuklarda biriken öfke farklı davranışlarla dışa vurulabilir.


Saldırganlık, kurallara karşı gelme, yalan söyleme veya öfke patlamaları bazen çocuğun baş etmekte zorlandığı duyguların ifadesi olabilir.


Davranışı anlamaya çalışmak, davranışı onaylamak anlamına gelmez. Ancak yalnızca cezaya odaklanmak yerine davranışın altında hangi duygunun bulunduğunu anlamaya çalışmak daha sağlıklı bir yaklaşım sağlar.


Özgüven ve Yetersizlik Duygusu

Kendine güveni düşük, sürekli eleştirilen veya başkalarıyla kıyaslanan çocuklarda davranış problemleri görülebilir.


Bazı çocuklar başarısız olacaklarını düşündükleri için denemekten kaçınırken, bazıları yetersizlik duygularını öfke veya karşı gelme davranışlarıyla gizleyebilir.


Yaşına uygun sorumluluklar verilmesi, çabanın takdir edilmesi ve hata yapmasına izin verilmesi çocuğun özgüven gelişimini destekler.


Aile Tutumlarının Etkisi

Çocukların davranış gelişiminde aile ortamı büyük önem taşır.


Tutarsız kurallar, aşırı katı disiplin, sınırların belirsiz olması, ebeveyn çatışmaları, yetersiz ilgi veya aşırı koruyucu tutumlar davranış problemlerini artırabilir.


Bir gün izin verilen davranışın ertesi gün sert şekilde cezalandırılması çocuk için kafa karıştırıcı olabilir.


Tutarlı, sevgi dolu ve sınırları net olan bir ebeveyn yaklaşımı çocukların güven duygusunu destekler.


Davranış Problemi Yaşayan Çocukla Sağlıklı İletişim Nasıl Kurulur?

Davranış problemlerinde amaç yalnızca istenmeyen davranışı durdurmak değildir.


Çocuğun kendisini güvende, anlaşılmış ve değerli hissetmesi davranış değişiminin temelini oluşturur.


Saygılı İletişim Kurun

Bağırmak, aşağılamak, tehdit etmek veya küçük düşürmek çoğu zaman davranışları azaltmak yerine artırabilir.


Çocuğun duygularını dinlemek, açıklayıcı bir dil kullanmak ve sınır koyarken saygılı olmak güvenli ilişkiyi destekler.


Kaliteli Zaman Geçirin

Çocuklarla geçirilen zamanın süresinden çok niteliği önemlidir.


Birlikte oyun oynamak, kitap okumak, sohbet etmek, yürüyüş yapmak veya ortak etkinliklerde bulunmak çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlar.


Çabayı Takdir Edin

Yalnızca sonuca değil, çocuğun gösterdiği çabaya odaklanmak özgüven gelişimini destekler.


  • "Bunu çözmeye çalıştığını görüyorum."
  • "Vazgeçmedin."
  • "Bu kez daha fazla emek verdin."


gibi ifadeler çocuk için cesaretlendirici olabilir.


Sevginizi Açıkça Gösterin

Çocukların yalnızca sevildiklerini bilmeleri değil, bunu düzenli olarak hissetmeleri de önemlidir.


Sarılmak, dinlemek, göz teması kurmak, birlikte zaman geçirmek ve duygularına alan açmak güvenli bağlanmayı destekler.


Olumsuz davranış kabul edilmese bile çocuk sevildiğini hissetmeye devam etmelidir.


Çocuklara Nasıl Sınır Konulmalıdır?

Sınır koymak ceza vermek anlamına gelmez.


Sağlıklı sınırlar;


  • Net,
  • Tutarlı,
  • Yaşa uygun,
  • Açıklayıcı,
  • Saygılı olmalıdır.


Örneğin:


"Kardeşine vuramazsın. Kızgın olabilirsin ama vurmak güvenli değil. Bana kızgın olduğunu söyleyebilir ya da yastığa vurabilirsin."


şeklindeki bir yaklaşım hem davranışı sınırlar hem de duyguların ifade edilmesine alan tanır.


Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalıdır?

Aşağıdaki durumlarda bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından değerlendirme alınması önerilebilir:


  • Davranışlar uzun süredir devam ediyorsa,
  • Çocuk sık sık saldırgan davranışlar gösteriyorsa,
  • Kendisine veya başkalarına zarar verme riski varsa,
  • Okul uyumunda ciddi güçlükler yaşanıyorsa,
  • Yalan söyleme, çalma veya kurallara karşı gelme davranışları sıklaşıyorsa,
  • Yoğun öfke patlamaları görülüyorsa,
  • Davranışlar arkadaş ve aile ilişkilerini olumsuz etkiliyorsa,
  • Dikkat, öğrenme veya kaygı sorunları eşlik ediyorsa,
  • Ebeveynler nasıl yaklaşacaklarını bilemiyorsa.


Erken dönemde alınan profesyonel destek, davranışların altında yatan nedenlerin anlaşılmasına ve çocuğun daha sağlıklı baş etme becerileri geliştirmesine katkı sağlayabilir.


ÇADEM Psikoloji'de Çocuklarda Davranış Problemlerine Yaklaşım

ÇADEM Psikoloji'de çocuklarda davranış problemleri yalnızca görünen davranışlar üzerinden değerlendirilmez. Çocuğun gelişim dönemi, mizacı, duygusal ihtiyaçları, aile ilişkileri, okul yaşantısı ve yaşamındaki stres etkenleri birlikte ele alınır.


Değerlendirme sürecinde aile görüşmeleri, çocukla yapılan klinik değerlendirmeler ve gerektiğinde okuldan alınan bilgiler birlikte incelenerek çocuğun ihtiyaçlarına uygun bireyselleştirilmiş bir destek planı oluşturulur.


Psikolojik destek sürecinde çocukla bireysel çalışmaların yanı sıra ebeveyn danışmanlığı, oyun terapisi, duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar ve gerekli durumlarda okul ile iş birliği planlanabilir.


Amacımız çocuğu etiketlemek değil; davranışların altında yatan ihtiyaçları anlamak, çocuğun sağlıklı gelişimini desteklemek ve aile ile çocuk arasında daha güvenli ve güçlü bir ilişki kurulmasına katkı sağlamaktır.


Sonuç

Çocuklarda davranış problemleri çoğu zaman yalnızca görünen davranışlardan ibaret değildir. Bu davranışlar, çocuğun yaşadığı duygusal güçlüklerin, gelişimsel ihtiyaçların veya çevresel etkenlerin bir yansıması olabilir.


Davranışın nedenini anlamaya çalışan, tutarlı sınırlar koyan ve çocuğun duygusal ihtiyaçlarını gözeten bir yaklaşım, davranış değişiminin en önemli temelini oluşturur. Gerektiğinde alınacak profesyonel psikolojik destek ise hem çocuğun hem de ailenin daha sağlıklı baş etme becerileri geliştirmesine yardımcı olabilir.

Gerçek psikolojik güvenlik,
kurumun içinde yaşar.

ÇADEM hekimliği, Kurumsal Psikoloji Danışmanlığı modeli,kurumun hem çalışanının kapasitesini, sağlığını ve verimli çalışma gücüne erişimin yetkinliğini,içinden dışına sağlık güvenlikli bir ekosistemi ve destek sistemleri sunar.