Çocuklarda Çalma Davranışı: Nedenleri ve Ebeveynler Nasıl Yaklaşmalı?
Çocuklarda görülen çalma davranışı, anne ve babalarda yoğun bir endişe yaratabilir. Ebeveynler çocuklarının izinsiz bir eşya aldığını fark ettiklerinde “Çocuğum neden böyle yaptı?”, “Bu davranış ileride devam eder mi?” veya “Çocuğuma artık güvenemeyecek miyim?” gibi sorularla karşı karşıya kalabilir.
Bununla birlikte çocukların başkasına ait bir eşyayı izinsiz alması her zaman aynı anlama gelmez. Davranışın değerlendirilebilmesi için çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, davranışın ne sıklıkta gerçekleştiği, alınan eşyanın niteliği ve davranış sonrasında çocuğun verdiği tepkiler birlikte ele alınmalıdır.
Özellikle küçük çocuklarda görülen izinsiz eşya alma davranışı ile daha büyük çocuklarda tekrarlayan çalma davranışı arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Çocuklarda İzinsiz Eşya Alma Ne Zaman Çalma Davranışı Olarak Değerlendirilir?
Okul öncesi dönemdeki çocuklar, mülkiyet ve kişisel sınırlar konusunda yetişkinlerle aynı farkındalığa sahip değildir. Özellikle 3-6 yaş arasındaki bir çocuk, arkadaşında veya gittiği bir evde gördüğü oyuncağı çok beğenebilir ve onu yanına almak isteyebilir.
Bu yaştaki çocuk için temel düşünce çoğunlukla şöyledir:
“Bu oyuncağı çok sevdim ve yanımda olmasını istiyorum.”
Çocuk, eşyanın başka birine ait olduğunu bilse bile onu izinsiz almanın karşı taraf üzerindeki etkisini tam olarak değerlendiremeyebilir. İsteklerini erteleme, dürtülerini kontrol etme ve olayları başka birinin bakış açısından değerlendirme becerileri henüz gelişme sürecindedir.
Bu nedenle okul öncesi dönemde görülen her izinsiz eşya alma davranışını “çalma” veya “davranış bozukluğu” olarak etiketlemek doğru değildir. Çocuk bu dönemde kişisel eşya, paylaşma, izin isteme ve başkasının hakkına saygı gösterme gibi kavramları yetişkinlerin rehberliğiyle öğrenir.
İlkokul dönemine doğru çocukların mülkiyet kavramını, toplumsal kuralları ve izinsiz eşya almanın uygun olmadığını daha iyi anlamaları beklenir. Buna rağmen davranışın tekrarlaması, gizlice yapılması, çocuğun aldığını inkâr etmesi veya davranışın başka sorunlarla birlikte görülmesi daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilir.
Burada yalnızca yaş sınırına bakmak yeterli değildir. Aynı yaştaki çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim düzeyleri birbirinden farklı olabilir.
Çocuklar Neden Başkalarına Ait Eşyaları Alır?
Çalma davranışının altında tek bir neden bulunmayabilir. Bazen çocuk yalnızca bir eşyaya sahip olmak isterken bazen davranış, yaşadığı duygusal zorlukların dışa vurumu olabilir.
Davranışın nedenini anlayabilmek için şu soruların değerlendirilmesi önemlidir:
Çocuk ne tür eşyalar alıyor?
Eşyaları kimden alıyor?
Davranış ne zamandır devam ediyor?
Belirli olaylardan sonra mı ortaya çıkıyor?
Çocuk aldığı eşyayı kullanıyor, saklıyor veya başkasına mı veriyor?
Davranış öncesinde aile, okul veya arkadaşlık ilişkilerinde bir değişiklik yaşandı mı?
Çocuk davranış sonrasında pişmanlık, kaygı veya ilgisizlik mi gösteriyor?
Bu sorular davranışın anlamını kavramaya yardımcı olsa da kesin bir sonuca ulaşmak için çocuğun yaşamı bütüncül olarak değerlendirilmelidir.
1. Mülkiyet Kavramının Henüz Gelişmemiş Olması
Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar “benim”, “senin” ve “ortak” kavramlarını karıştırabilir. Çocuğun bir oyuncağı izinsiz alması, başkasına zarar verme veya kuralları ihlal etme amacı taşımayabilir.
Bu durumda çocuğa uzun süreli cezalar vermek yerine kısa ve açık bir açıklama yapılmalıdır:
“Bu oyuncak arkadaşına ait. Başkasının eşyasını almadan önce izin istememiz gerekir. Şimdi birlikte geri vereceğiz.”
Çocuğa yalnızca davranışın yanlış olduğunu söylemek değil, doğru davranışın ne olduğunu göstermek de gerekir.
2. Dürtü Kontrolünde Zorlanma
Bazı çocuklar bir nesneyi gördüklerinde ona sahip olma isteklerini ertelemekte zorlanabilir. Çocuk, davranışın uygun olmadığını bilmesine rağmen o anda ortaya çıkan isteği kontrol edemeyebilir.
Dürtü kontrolünde zorlanma yalnızca çalma davranışında görülmez. Sırasını bekleyememe, düşünmeden hareket etme, başkalarının sözünü kesme ve istediği olmadığında yoğun tepki verme gibi davranışlar da eşlik edebilir.
Bu çocukların yalnızca “Yapmamalısın” şeklindeki uyarılardan daha fazlasına ihtiyacı olabilir. Bekleme, izin isteme, problem çözme ve dürtüyü erteleme becerilerinin desteklenmesi önemlidir.
3. Hatalı ve Tutarsız Ebeveyn Tutumları
Aile ortamında uygulanan aşırı katı, cezalandırıcı veya tutarsız yaklaşımlar bazı çocuklarda problem davranışları artırabilir.
Çocuğun her hatasında ağır biçimde cezalandırılması, kendisini açıklamasına izin verilmemesi veya sürekli olarak suçlanması, davranışı azaltmak yerine çocuğun daha fazla gizlemesine neden olabilir.
Benzer şekilde aile içerisinde kuralların sürekli değişmesi de çocuğun sınırları anlamasını zorlaştırabilir. Bir gün önemsenmeyen bir davranışın başka bir gün ağır cezalandırılması çocukta kafa karışıklığı yaratabilir.
Ebeveynlerin parayı bir tehdit veya ceza aracı olarak kullanması da sorun oluşturabilir. Çocuğun temel gereksinimlerinin karşılanmaması, harçlığının her davranışta ceza olarak kesilmesi veya para üzerinden sürekli utandırılması çocuğun para ve sahip olma kavramlarıyla sağlıklı bir ilişki kurmasını güçleştirebilir.
Bununla birlikte çocuğun yaptığı her davranışı yalnızca anne ve baba tutumlarına bağlamak da doğru değildir. Çocuğun mizacı, gelişimsel özellikleri, okul ortamı, arkadaşlık ilişkileri ve yaşadığı diğer olaylar da değerlendirilmelidir.
4. İlgi ve Yakınlık İhtiyacı
Bazı çocuklar ihtiyaç duydukları ilgiye doğrudan ulaşamadıklarında dikkat çekici davranışlar gösterebilir. Çocuk için olumsuz ilgi bile hiç ilgi görmemekten daha anlamlı hale gelebilir.
Çocuğun bir eşya aldığında bütün ailenin onunla ilgilenmesi, davranış hakkında uzun konuşmalar yapılması ve herkesin çocuğa yönelmesi, davranışın istemeden pekişmesine neden olabilir.
Bu durum, çocuğun bilinçli olarak “İlgi görmek için çalacağım” şeklinde plan yaptığı anlamına gelmez. Davranış ve sonucunda ortaya çıkan yoğun ilgi arasında zaman içerisinde bir bağlantı kurulabilir.
Bu nedenle çocuğa yalnızca problem ortaya çıktığında değil, günlük yaşamda da düzenli ve nitelikli zaman ayrılması önemlidir.
5. Değersizlik Duygusu ve Özgüven Sorunları
Kendisini yetersiz veya değersiz hisseden bir çocuk, değer verdiği nesnelere sahip olarak kendisini daha güçlü hissetmeye çalışabilir. Özellikle akranlarıyla sık kıyaslanan, sürekli eleştirilen veya başarıları fark edilmeyen çocukların öz değer algısı zarar görebilir.
Örneğin çocuk, arkadaşlarının sahip olduğu eşyalara sahip olduğunda onlar tarafından kabul edileceğine inanabilir. Aldığı nesneyi arkadaşlarına göstererek dikkat çekmek, gruba dâhil olmak veya beğenilmek isteyebilir.
Bu durumda yalnızca alınan eşyanın geri verilmesi yeterli değildir. Çocuğun kendisini hangi alanlarda yetersiz hissettiği, akran grubunda nasıl bir konumda olduğu ve ailesinden nasıl geri bildirimler aldığı da değerlendirilmelidir.
6. Kıskançlık ve Kardeş Rekabeti
Çocuklar kardeşlerine veya akranlarına yönelik kıskançlıklarını her zaman doğrudan ifade edemeyebilir. Kıskandığı kişinin eşyasını almak, saklamak veya zarar vermek bazı çocuklar için öfkeyi dışa vurma biçimine dönüşebilir.
Özellikle yeni bir kardeşin doğumu, ebeveyn ilgisinin azaldığı düşüncesi veya kardeşlerin sürekli karşılaştırılması rekabet duygularını artırabilir.
“Bak kardeşin ne kadar düzenli”, “Arkadaşın senden daha başarılı” veya “Neden onun gibi davranamıyorsun?” gibi ifadeler çocuğun kendisini değersiz hissetmesine ve diğer çocuğa yönelik öfke geliştirmesine neden olabilir.
Ebeveynlerin çocukları birbirleriyle kıyaslamak yerine her çocuğun bireysel özelliklerini ve gelişimini dikkate alması önemlidir.
7. Arkadaş Grubuna Kabul Edilme İsteği
Özellikle okul çağındaki çocuklar için akran kabulü oldukça önemlidir. Çocuk arkadaşlarına hediye vermek, belirli eşyalara sahip olmak veya grubun beklentilerini karşılamak amacıyla para ya da eşya alabilir.
Bazı durumlarda çocuk, arkadaşlarının baskısıyla bu davranışa yönelmiş olabilir. Gruba kabul edilmek, dışlanmamak veya “cesur” olduğunu kanıtlamak isteyebilir.
Bu nedenle davranışın yalnızca evdeki koşullarla değil, okul ve arkadaş çevresiyle de bağlantısı araştırılmalıdır.
8. Öfke, İntikam veya Tepki Gösterme İsteği
Çocuk bazen kendisine haksızlık yaptığını düşündüğü bir kişiye duyduğu öfkeyi o kişinin eşyasını alarak ifade edebilir. Burada temel amaç alınan nesneye sahip olmak değil, karşı tarafa zarar vermek veya onu cezalandırmak olabilir.
Özellikle duygularını sözel olarak ifade etmekte zorlanan çocuklarda öfke, üzüntü ve hayal kırıklığı davranışlar üzerinden ortaya çıkabilir.
Bu çocuklara yalnızca sınır koymak değil, duygularını tanıma ve uygun yollarla ifade etme becerileri kazandırmak gerekir.
9. Davranışın Önceden Pekiştirilmiş Olması
Çocuğun küçük yaşlarda başkasına ait bir eşyayı eve getirmesi karşısında yetişkinlerin gülmesi, davranışı sevimli bulması veya eşyanın geri verilmesini önemsememesi, çocuğun davranışın yanlışlığını öğrenmesini geciktirebilir.
Benzer şekilde çocuk bir eşya aldığında istediği nesneye sahip olmaya devam ediyorsa davranış sonucunda kazanç elde etmiş olur.
Bu nedenle alınan eşyanın uygun biçimde geri verilmesi ve çocuğun davranışın sonucuyla karşılaşması önemlidir. Ancak bu süreç çocuğu herkesin önünde küçük düşürecek biçimde yürütülmemelidir.
Çalma Davranışı Karşısında Ebeveynler Ne Yapmalı?
Sakin kalın
Ebeveynin ilk tepkisi öfke, şaşkınlık veya hayal kırıklığı olabilir. Ancak yoğun tepki vermeden önce sakinleşmek gerekir. Bağırmak, tehdit etmek veya fiziksel şiddet uygulamak davranışın nedenini anlamayı zorlaştırır.
Çocuğu etiketlemeyin
“Sen hırsızsın”, “Sana güvenilmez” veya “Sen kötü bir çocuksun” gibi ifadeler davranış ile çocuğun kimliğini birbirine karıştırır.
Çocuğun yaptığı davranış kabul edilemez olabilir; ancak çocuk bütünüyle kötü veya güvenilmez değildir.
Bunun yerine şöyle söylenebilir:
“Bu eşyayı izinsiz alman doğru değil. Şimdi bunu nasıl düzelteceğimizi konuşacağız.”
Olayı anlamaya çalışın
Çocuğa sorgulayıcı ve tehdit edici bir tonla yaklaşmak yerine ne olduğunu anlatması için alan açılmalıdır.
“Neden çaldın?” sorusu çocukta savunma yaratabilir. Bunun yerine şu sorular sorulabilir:
“Bu eşya senin yanına nasıl geldi?”
“Onu aldığında ne düşünüyordun?”
“Bu eşyayla ne yapmak istemiştin?”
“O sırada nasıl hissediyordun?”
Eşyanın geri verilmesini sağlayın
Alınan eşyanın geri verilmesi, davranışın doğal ve onarıcı sonucudur. Çocuk yaşına uygun biçimde sorumluluk almalıdır.
Eşyanın sahibinden özür dilemesi gerekebilir. Ancak bu süreç kalabalık bir ortamda çocuğu utandırmaya veya teşhir etmeye dönüştürülmemelidir.
Ebeveyn çocuğa eşlik ederek şöyle bir açıklama yapmasına yardımcı olabilir:
“Bu eşyayı izin almadan aldım. Bunun doğru olmadığını anladım ve geri getiriyorum.”
Davranışın sonucunu öğretin
Çocuk yaptığı davranışın diğer kişi üzerindeki etkisini anlamaya teşvik edilmelidir.
“Eşyan kaybolsaydı sen nasıl hissederdin?”
“Arkadaşın oyuncağını bulamadığında ne düşünmüş olabilir?”
gibi sorular empati gelişimini destekleyebilir.
Kuralları açık biçimde anlatın
“Başkasına ait bir eşyayı almadan önce izin isteriz” gibi kısa ve anlaşılır bir kural oluşturulmalıdır.
Uzun ahlak dersleri vermek, çocuğun dikkatini asıl mesajdan uzaklaştırabilir. Kuralların açık, tutarlı ve yaşa uygun olması önemlidir.
Çocuğun olumlu davranışlarını fark edin
Çocuğun izin istediği, bulduğu bir eşyayı teslim ettiği veya hatasını dürüstçe anlattığı durumlar fark edilmelidir.
“Bu oyuncağı almadan önce izin istemen çok doğruydu.”
“Bulduğun parayı öğretmenine vermen sorumlu bir davranıştı.”
gibi geri bildirimler olumlu davranışların güçlenmesine yardımcı olur.
Ebeveynler Hangi Davranışlardan Kaçınmalı?
Çalma davranışı karşısında şu yaklaşımlar sorunu büyütebilir:
Çocuğu “hırsız” olarak etiketlemek,
Başkalarının yanında davranışı açıklayarak çocuğu teşhir etmek,
Aşağılamak, ayıplamak veya küçük düşürmek,
Sürekli olarak çocuğa güvenilmediğini söylemek,
Çocuğun odasını ve eşyalarını takıntılı biçimde kontrol etmek,
Ağır ve davranışla ilgisiz cezalar vermek,
Fiziksel veya duygusal şiddet uygulamak,
Çocuğu kardeşleriyle ya da arkadaşlarıyla kıyaslamak,
Olayı aile içinde sürekli gündeme getirmek,
Çocuğun geçmişteki davranışını her tartışmada karşısına çıkarmak.
Ebeveynin çocuğa sınır koyması gereklidir. Ancak sınır koymak ile çocuğu utandırmak birbirinden farklıdır.
Amaç çocuğa korku yoluyla boyun eğdirmek değil; davranışının sonuçlarını anlamasını, sorumluluk almasını ve farklı davranış seçenekleri geliştirmesini sağlamaktır.
Ne Zaman Bir Uzmana Başvurulmalı?
Bir kez gerçekleşen izinsiz eşya alma davranışı her zaman psikolojik bir soruna işaret etmez. Ancak aşağıdaki durumlarda çocuk ve ergen psikolojisi alanında çalışan bir uzmandan destek alınması düşünülebilir:
Davranışın tekrarlaması,
Çocuğun farklı ortamlardan sürekli para veya eşya alması,
Aldığı nesnelere ihtiyacı olmaması,
Davranışın planlı ve gizli biçimde gerçekleşmesi,
Çocuğun hiçbir sorumluluk veya pişmanlık göstermemesi,
Çalma davranışına yalan söyleme, saldırganlık veya okuldan kaçma gibi başka davranışların eşlik etmesi,
Aile içinde yoğun çatışma veya önemli bir yaşam değişikliği bulunması,
Çocuğun akran ilişkilerinde belirgin sorunlar yaşaması,
Çocuğun yoğun kaygı, üzüntü veya öfke belirtileri göstermesi,
Ebeveynlerin nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda çaresiz hissetmesi.
Uzman değerlendirmesinde yalnızca çalma davranışına değil, çocuğun gelişim özelliklerine, aile ilişkilerine, okul yaşamına, duygusal ihtiyaçlarına ve eşlik eden belirtilere de bakılır.
Psikolojik destek sürecinin amacı çocuğu cezalandırmak veya ona “kötü davranış gösteren çocuk” damgası vurmak değildir. Davranışın hangi ihtiyacı karşıladığını, hangi koşullarda ortaya çıktığını ve daha sağlıklı davranışların nasıl geliştirilebileceğini anlamaktır.
Gerekli durumlarda ebeveyn danışmanlığı da sürecin önemli bir parçası olabilir. Ebeveynlerin tutarlı sınırlar koyması, çocukla sağlıklı iletişim kurması ve olumlu davranışları desteklemesi konusunda çalışılabilir.
Sonuç
Çocuklarda görülen izinsiz eşya alma davranışının anlamı çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve davranışın ortaya çıktığı koşullara göre değişmektedir. Okul öncesi dönemdeki çocuklar mülkiyet kavramını tam olarak anlamadıkları için zaman zaman başkalarına ait nesneleri izinsiz alabilir. Bu dönemde çocuğa doğru davranışı öğretmek ve eşyayı uygun biçimde geri vermesini sağlamak çoğunlukla yeterlidir.
Okul çağında tekrarlayan çalma davranışları ise yalnızca bir kural ihlali olarak değerlendirilmemelidir. Davranışın altında ilgi ihtiyacı, değersizlik duygusu, kıskançlık, öfke, arkadaş grubuna kabul edilme isteği, dürtü kontrolü güçlüğü veya aile içinde yaşanan sorunlar bulunabilir.
Ebeveynlerin yargılayıcı ve suçlayıcı tutumlardan uzak durması, çocuğu etiketlememesi, davranışın sonucunu onarmasına yardımcı olması ve davranışın altında yatan nedenleri anlamaya çalışması önemlidir.
Çocuğun davranışı tekrarlıyorsa veya başka duygusal ve davranışsal sorunlarla birlikte görülüyorsa zaman kaybetmeden bir uzmandan destek alınması, hem mevcut davranışın anlaşılmasına hem de yeni problemlerin oluşmasının önlenmesine yardımcı olabilir.
English
Deutsch