MADDE BAĞIMLILIĞI

MADDE BAĞIMLILIĞI

Madde kullanımı ve bunlara bağımlılık durumları dünyanın gelişmiş, gelişmekte olan birçok ülkesinde önemli bir toplumsal, ekonomik sorun olarak ortaya çıkmakta ve ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bunlardan en yaygın olanı alkol ve sigaradır. Daha az yaygın olanlar arasında esrar, afyon ve türevleri, kokain, uyku ilaçları, benzodiazepinler, amfetamin gibi uyarıcılar sayılabilir (Öztürk ve Uluşahin, 2008)

Alkol, opiyum, cannabis, koka yaprakları vb maddelerin tıp dışı amaçlarla kullanımı insanlık tarihinin başlangıcı kadar eskilere dayanmaktadır. Türkiye’ de yapılan arkeolojik kazılarda binlerce yıl öncesine ait afyon tohumları bulunmuştur. Bütün kıtalarda alkol üretmek için sayısız yol geliştirilmiştir. İnsanlar etil alkol üretmek için deve ve at sütünden pirince, tahıllardan kaktüse, patatesten bala kadar pek çok değişik maddeyi karbonhidrat kaynağı olarak kullanmışlardır. İçki üretimi o kadar eskiye dayanır ki, insanlığın mayayı ilk olarak ekmek yapmak için mi, yoksa bira yapmak için mi kullandığı henüz anlaşılamamıştır (Yargıç, 2007).

SIKLIK VE YAYGINLIK

Bu maddelerin kullanım yaygınlığı çağdan çağa, ülkeden ülkeye büyük değişiklikler göstermektedir. ABD’ de yapılan ulusal bir tarama çalışmasına göre 2003 yılında son bir yıl içinde bağımlılık yaygınlığı çeşitli maddeler için şu şekilde bulunmuştur: Tütün % 15, sedatif-hipnotikler %0,1, esrar % 1,1, halusinojenler % 0,1, opioid içeren ağrı kesiciler % 0,4, kokain % 0,4 metamfetamin diğer uyarıcılar % 0,1, uçucular % 0,0.

Aynı çalışmada kullanım yaygınlıkları ise çok daha yüksek bulunmuştur. Örneğin esrar için yaşam boyu kullanım yaygınlığı % 46,4, son bir ay içindeki kullanım yaygınlığı halusinojenler için sırasıyla % 14,5, sedatif-hiptonikler için % 12 , opioidler için % 15, kokain için % 14,7 olarak saptanmıştır. Son bir ay içinde kullanım yaygınlığı ise halusinojenler için 0,4, sedatif-hipnotikler için % 0,9 , opioidler için % 2,1 ve kokain için % 1 olarak bulunmuştur. ABD’de ev halkı ve okul taramaları düzenli olarak yapılmakta olup, zamana ve bölgelere göre değişimler izlenmektedir (Rastegar DA ve Fingerhood,2001. akt: Öztürk ve Uluşahin, 2008)

TÜRKİYE’DE ÇOCUK VE ERGENLER ARASINDA MADDE KULLANIMININ YAYGINLIĞI

Araştırmalar ülkemizde madde kullanım yaygınlığının giderek arttığını göstermektedir. Bunu anlatmak için Ögel ve rkadaşları tarafından yapılan, 2001 ve 2004 yılında yapılan iki araştırmanın sonuçlarını karşılaştırmaya çalışırsak:

2001 yılı araştırması:

(Ögel K, Çorapçıoğlu A, Sır A, Tamar M, Tot S, Doğan O, Uğuz S, Yenilmez C, Bilici M, Tamar D, Liman O. Türkiye’de Dokuz İlde İlk ve Ortaöğretim Öğrencilerinde Tütün, Alkol ve Madde Kullanım Yaygınlığı (2004). Turk Psikiyatri Dergisi. 15(2):112-118)

Araştırma 9 ilde ilköğretim ve ortaöğretim gençleri arasında 24,000 kişiye ankete uygulanmıştır. Sonuçlara göre genel olarak madde kullanımı en yüksek, İzmir ilinde bulunmuştur. Esrar kullanımı ise Diyarbakır ilinde diğer illere göre oldukça yüksektir. İlköğretimde yaşamı boyunca en az bir kez tütün kullanan öğrencilerin %16.1 olduğu saptanmıştır. Bu oran alkol için %15.4, uçucu ve uyuşturucu maddeler için %1.7’dir. Ortaöğretimde yaşamı boyunca en az bir kez tütün kullanımı %55.9, alkol kullanımı %45.0, esrar kullanımı %4.0, uçucu madde kullanımı %5.1, eroin ve ecstasy kullanım yaygınlığı %2.5’dir. İlk ve ortaöğretimde tütün, alkol ve diğer maddelerin kullanım yaygınlığı erkekler arasında daha fazladır. Özel okulda okuyanlarda madde kullanım riski devlet okulunda okuyanlara göre daha yüksek bulunmuştur.

İlköğretim öğrencileri arasında yaşamı boyunca en az bir kez tütün kullandığını belirtenlerin oranı %16.1’dir. Tütünden sonra en sık kullanılan maddeler sırasıyla alkol, uçucu maddeler ve esrardır. “Uyuşturucu madde” kullandığını belirtenlerin yaygınlığı daha düşük oranda bulunmuştur. Ortaöğretim öğrencilerinde tütün yine en sık kullanılan maddedir. Tütünü alkol, uçucu maddeler ve esrar takip etmektedir. Eroin ve ecstasy kullanım yaygınlığı benzer orandadır. Tuzak madde kullanım sorusunda tuzak maddeyi kullandığını belirtenler genel değerlendirmeden çıkarıldığında, özellikle tütün ve alkol dışında kalan maddelerin kullanım yaygınlıklarında belirgin bir düşüş olduğu gözlenmektedir.

İllere göre madde kullanım yaygınlıklarına bakıldığında ilköğretimde, tütün, alkol, esrar ve uçucu madde kullanımının en yüksek Eskişehir’de olduğu belirlenmiştir. Tütün ve uçucu madde kullanımının en düşük olduğu il ise Adana’dır. Alkol kullanım yaygınlığı en düşük Diyarbakır’da , esrar kullanım yaygınlığı en düşük İzmir ilindeki öğrenciler arasında bulunmuştur.

Ortaöğretim öğrencilerinde madde kullanım yaygınlıkları illere göre değerlendirildiğinde ise tütün kullanımı % 45.9 ile % 63.8 arasında değişirken, uçucu madde, eroin, ecstasy kullanımının en yaygın olduğu il İzmir’dir. Esrar kullanımında, Diyarbakır %7.3 ile ilk sırada bulunmaktadır. Madde kullanım yaygınlıklarının en düşük olduğu illere bakıldığında, esrar ve eroin kullanım yaygınlığının en düşük Sivas’ta olduğu görülmüştür. Tütün kullanımının en düşük olduğu il Adana, uçucu madde kullanımının en düşük olduğu il ise Kocaeli’dir.

Araştırma sonuçları, madde kullanımına başlamada en önemli faktörün “merak” olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları en kolay ulaşılan maddelerin uçucu maddeler ve sakinleştirici haplar olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Gençlerin büyük çoğunluğu ilk olarak denedikleri maddeyi kendisinden yaşça büyük ya da kendi yaşlarında bir arkadaş tarafından verildiğini veya bir grup arkadaş tarafından paylaşıldığını belirtmiştir.

Madde kullanan gençlerin büyük bir çoğunluğu; madde kullanımının ruhsal ve bedensel sorunlara yol açmasının, bağımlı olmanın, kontrolden çıkmanın madde kullanımından uzak durmada önemli etkenler olduğunu belirtmiştir. Bu etkenleri önemli bulmalarına rağmen madde kullanmaları; bu olumsuz etkilerin kullanımı bırakmakta çok büyük etkilerinin olmadığını göstermektedir.öğrencilerden madde ile ilgili bilgilendirme etkinliklerine katılanlar ile katılmayanlar arasından madde kullanım olan ve olmayanlar arasında önemli bir fark bulunmamıştır.

2004 yılı İstanbul araştırması:

(Ögel K., Eke C., Taner S., Erol B. İstanbul’da öğrencilerde riskli davranışlar araştırması. Yeniden yayın no: 6. İstanbul, 2004)

2004 yılında yapılan araştırma İstanbul’da 3500 lise öğrencisiyle yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrenciler arasında yaşam boyu en az bir kez kullanım yaygınlığı en yüksek olan madde alkoldür. Alkolü sırasıyla tütün, uçucu maddeler, esrar, flunitrazepam, benzodiazepin, ecstasy ve eroin takip etmektedir. Yaşam boyu en az bir kez sarhoş olma yaygınlığı %26.4, yaşam boyu seyrek sarhoş olma yaygınlığı ise %41.6’dır. Yaşam boyu seyrek kullanım yaygınlığı en yüksek madde benzodiazepindir.

Benzodiazepinleri esrar, eroin, uçucu maddeler, flunitrazepam, alkol, tütün ve ecstasy takip etmektedir. Yaşam boyu sık kullanım yaygınlığı en yüksek madde alkoldür. Alkolü tütün, esrar, eroin, ecstasy, flunitrazepam, benzodiazepin ve uçucu maddeler takip etmektedir.

Yaşam boyu en az bir kez tütün, alkol ve madde kullanımı riski cinsiyete göre karşılaştırıldığında erkeklerin benzodiazepin kullanımı hariç diğer tüm maddeler için kızlardan daha fazla risk taşıdığı görülmüştür. Madde kullanım riski erkeklerde eroin kullanımı için 10 kat, esrar için yaklaşık 4 kat, ecstasy için ise yaklaşık 3 kat daha fazladır.

Yaşam boyu en az bir kez tütün, alkol ve madde kullanımı riski öğrencilerin ailelerinin gelir düzeyleri açısından değerlendirildiğinde, yüksek gelir düzeyine sahip olan ailelerin çocuklarında düşük gelir düzeyine sahip olanlara göre tütün, alkol, flunitrazepam kullanma ve sarhoş olma riskinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Yaşam boyu en az bir kere tütün, alkol, eroin kullanma ve sarhoş olma riski özel okula giden öğrencilerde diğer okullara gidenlere oranlara daha fazladır.

Sonuç

Her iki araştırmayı karşılaştıracak olursak, sigara ve alkol kullanımı sıklığında düşüş olduğu, ancak diğer tüm maddelerde belirgin bir artış olduğu dikkati çekmektedir. Artış özellikle ecstasy’de daha belirgindir. 2001 yılında sosyoekonomik düzeyi yüksek olanlarda, madde kullanımı daha yaygınken, 2004 yılı araştırmasında bu farkın ortadan kalktığı dikkati çekmektedir. Bu bulgu, madde kullanımının her kesimde yaygınlaştığının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Bunu doğrulayan bir diğer gelişme ise, kızlar arasında madde kullanımının daha da yükselmesidir.

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER

Bağımlılık yapan maddeler denince akla sadece uyuşturucu maddeler değil, kokain, ecstasy gibi uyarıcı maddeler de gelmelidir. Bu maddeler insanda ruhsal, fiziksel ve davranışsal çeşitli değişikliklere yol açan kimyasal maddelerdir. Birçok madde bağımlılık yaratabilir. Ancak bazı maddelerin bağımlılık potansiyeli daha fazladır. Biz burada yüksek bağımlılık potansiyeli olan maddelerden söz edeceğiz. Bağımlılık yapan maddeler şu şekilde sınıflandırılabilir (Ögel ve ark, 1998).

1. Tütün

2. Alkol

3. Opiyatlar: Morfin, Eroin, Kodein, Metadon

4. Uyarıcılar: Amfetamin, Ecstasy, Kokain, Kafein

5. Merkezi Sinir Sistemini baskılayanlar: Barbitüratlar, Benzodiazepinler (Diazem, Rohypnol, Xanax), Akineton

6. Halüsinojenler: LSD, Meskalin, Psilocybin,

7. Uçucu maddeler (Volatile hydrocarbons): Tiner, Benzin, Gazolin, yapıştırıcılar (Bali, UHU gibi yapıştırıcılar)

8. Esrar ve benzerleri

9. Fensiklidin (PCP)

1. Sigara Ve Tütün

Tütün dünyada en yaygın kullanılan bağımlılık yapıcı maddedir. Tütün kullanımını bırakanların %70'i ilk üç ayda tekrar kullanmaya başlamaktadır. Bu oran bize tütünün güçlü bir bağımlılık yapıcı madde olduğunu göstermektedir. Tütün yandığında kül dışında üç önemli bileşenden oluşur:

1. Katran (birçok kanser yapıcı madde içerir)

2. Nikotin (uyarıcı bir maddedir)

3. Karbon monoksid.

Sigara dünyada meydana gelen ölüm nedenlerinin başında yer almaktadır. 2000 yılından sonra, dünyadaki ölüm nedenlerinin başında yer alacağı düşünülmektedir. Bu nedenle ülkeler sigara kullanımını kısıtlama ya da yasaklama eğilimindedir.

Sigaranın bağımlılık dışında çok belirgin hastalıklara da yol açtığı gösterilmiştir. Sigara kullanımının kalp damarlarında tıkanıklığa yol açtığı ve kalp hastalıklarının %30’unda sigaranın etken olduğu gösterilmiştir. Sigara kullanımı bronşların daralması ile giden akciğer rahatsızlıklarına, beyin damarlarında tıkanmaya ve buna bağlı felçlere yol açmaktadır.

Akciğer kanserlerinin %80-90’ı tütün kullananlarda görülür. Akciğer kanseri daha çok katran ile ilişkilidir. Bunun dışında tütün içenlerde mesane kanseri görülme oranı kullanmayanlara göre iki kat daha yüksektir. Gebelikte sigara ya da tütün kullanımı erken doğuma, bebek ölümüne ve düşük doğum ağırlığına neden olmaktadır.

Sigara firmalarının özellikle ergenleri hedef aldığı bilinmektedir. Reklamların önemli bir kısmı ergenlere yöneliktir. Bu nedenle ergenlik döneminin bazı özelliklerinin sigara firmaları tarafından istismar edildiği söylenebilir (Ögel, 2002).

2. Alkol

Alkol çok yaygın olarak kullanılan yasal bir maddedir. Bağımlılık yapıcı etkisi yüksektir. Ancak alkol yasal bir madde olduğu için insanlar bu maddeyi kullanmaktan genelde çekinmemektedir.

Çeşitli alkol türleri satılmaktadır. Genellikle biranın bağımlılık yapmadığına ilişkin bir inanç vardır ve gençlerin bira içmeleri konusunda cesaretlendirilmektedirler. Halbuki her cins alkollü içkinin içinde alkol bulunmakla birlikte, miktarı değişkenlik gösterir. Bu nedenle “standart içki” adı verilen terim oluşturulmuştur. Örneğin bir standart içkiye denk düşen bir bardak bira, bir tek kadeh rakıya, cine, votkaya, viskiye ya da bir kadeh şaraba eşittir.

Belirli bir düzeyin üstünde alkol kullanımı kişiye sosyal ve bedensel zararlar verir. Yarattığı en önemli ruhsal sorunlardan birisi bağımlılıktır. Erkekler için haftada 21, kadınlar için haftada 14 standart içkiden fazla kullanılan alkol kişi için ruhsal ve fiziksel açıdan riskli bir kullanımı işaret eder. Çocukların hiç alkol almaması gerekir. Bu sayılar ergenler için daha düşüktür.

Alkol kullanımı hakkında ciddi yanlış inançlar vardır. Örneğin alkolün uykuyu getirdiğine inanılır. Halbuki alkol, yarattığı gevşekliğin etkisiyle kişiye uyku verebilir. Aslında alkol insanın uyku düzenini ve kalitesi bozar. Özellikle ergenler arasında alkolün cinsel gücü artırdığına ilişkin bir yanlış inanç vardır. Alkol kişi üstündeki sosyal baskıları kaldırdığı için cinsel olarak bir rahatlama verebilir. Aslında alkolün cinsel güç üstüne olumsuz etkisi vardır.

Alkol, mide bağırsak sorunlarına, yutak borusu hastalıklarına, gastrite, ülsere, pankreas iltihabına, karaciğerde yağlanma ve büyümeye, hepatite, siroza, beslenme bozukluklarına, vitamin eksikliklerine, kansızlığa, bağışıklık sisteminin baskılanmasına, sinir sistemi hastalıklarına, ellerde ayaklarda uyuşmaya, bunama, karıncalanma ve felce yol açmaktadır.

3. Esrar

Yasadışı maddeler arasında sıklıkla kullanılan madde esrardır. Esrar hint kenevirinden elde edilir. Kurutulmuş ve parçalanmış yaprakları, tohumları, toz halinde veya kahverengi, preslenmiş kalıplar halinde satılır. Sigara gibi sarılarak ve sigara tütüne karıştırılarak içilir.

Kullanıcılar arasında “joint” ,“ot” ya da “marihuana” adı ile anılır. İçildikten sonra gevşeme, konuşkanlık kendini iyi hissetme, müzik ve renk algısında artma gelişir. Esrar alındığı zaman yağ dokusunda birikir. Bunun sonucu esrar alındıktan bir hafta sonra bile, etkin maddenin %50’si hala bedende bulunmaktadır. Esrar kullanımını takiben kişinin refleksleri bozulur, araba kullanamaz, dikkat gerektirecek işleri yapamaz. Eğer bu tür işler yapılmaya kalkışılırsa ciddi sorunlara neden olabilir (Ögel ve ark, 2003).

Esrarın bellek üstüne etkisi çok fazladır. Kişinin düşünme, öğrenme ve sorun çözme yetisini azaltır. Bu etkileri özellikle ergenlerde belirgindir. Ergenlik döneminde kullanılmasının psikososyal işlevler üstünde daha olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir.

Esrar, sigara ile karşılaştırıldığında beş kat daha fazla akciğer kanserine neden olduğu bazı araştırmacılar tarafından gösterilmiştir. Uzun süre kullanımı ile bronşit ve akciğer kanseri gibi solunum yolları hastalıklarına yol açabilir.

Genellikle bağımlılık yapıcı bir madde olarak kabul edilmez. Ancak esrarda bağımlılık yapar. Esrar bir geçiş maddesidir. Esrar kullanan kişi ileride diğer maddelere alışabilir ve onları kullanmaya başlayabilir (Ögel ve ark, 2000). Dünyada sadece Hollanda’da yasaldır ve kontrollü olarak satılır.

Esrar kullanımı psikotik bozukluğu olan kişilerde, psikozlu olmayanlara göre daha sık görülmektedir. Bu, esrarın psikotik bozuklukların kötüleşmesine neden olabileceğine ve iyileşmeyi zayıflatabileceğine ilişkin yaygın klinik görüş nedeniyle belki şaşırtıcı gelebilir (Zammit ve ark, 2008)

4. Uçucu Maddeler

Uçucu maddeler kolaylıkla bulunabilir (Ögel K, 2002). Çünkü bu maddelerin satılması yasaldır. Ucuz olması nedeni ile de kullanımı yaygındır. Yaygın olarak kullanılan uçucu maddeler aşağıda belirtilmiştir:

• Boyalar ve boyalarda kullanılan Tiner

• Bally, UHU gibi yapıştırıcılar

• Çakmak gazı olarak kullanılan bütan gazı

• Kuru temizlemede kullanılan maddeler

• Benzin

• Yazı yazarken yapılan hataları silmekte kullanılan maddeler (Tipp-ex)

Tiner genellikle torba içine konur ve oradan koklanarak kullanılır. Bally gibi yapıştırıcılar ise, bir kumaşa emdirilir ve oradan koklanır. Uçucu maddeler kullanıldığında neşe hali, sakinlik duygusu verebilir, bazı hayaller görülmesine yol açabilir. Etkileri arasında ciddi bir sarhoşluk, denge bozukluğu, yürüme güçlüğü sayılabilir.

Beyin üstüne doğrudan toksik etki yaptığı için oldukça zararlıdır. Öğrenme üstüne olumsuz etkileri nedeniyle çocukların kullanması sorunu daha da artırmaktadır. Bağımlılık potansiyelleri de yüksektir. Uçucu madde koklayanlarda ani ölümler sıklıkla meydana gelir. Ani ölümler beyin ve kalp üstüne olan etkilerinden dolayı ortaya çıkar.

Saldırgan ve tehlikeli davranışlar uçucu madde kullananlar arasında sık olarak gözlenir. Uçucu maddelerin sadece sokak çocukları arasında kullanıldığı düşüncesi yanlıştır. Bu maddeler artık her yaşta ve sosyoekonomik düzeyde kullanılan bir madde haline gelmiştir.

5. Eroin

Eroin açık kahverengi toz şeklinde satılan bir maddedir. Eroinin saflığı arttıkça rengi beyazlaşır. Küçük torbalar halinde satılır. “Toz”, “Beyaz” “H (eyç)”adları ile anılır (Ögel,2002). Afyondan elde edilir.

En sık kullanım yolu buruna çekilmesidir. Sigara tütününe karıştırılarak içilmesine koreks denir. Sigara jelatini ya da alüminyum folyo üstünde ısıtılarak buharının içe çekilmesine “kaydırma” adı verilir. Kaşık içinde kaynatılıp, enjektör yolu ile damara verilebilir. Bir iki hafta süre ile düzenli kullanıldığında bağımlılık oluşturur. Bazı duyarlı kişilerde ilk bir iki kullanımdan sonra bile bağımlılığa neden olabilir. Çok hızla tolerans gelişir. Bu nedenle doz artırımı çok ileri öldürücü düzeylere kadar varabilir.

Hareket ve konuşmalarda yavaşlama, rahatlama, gevşeme ve sıcaklık hissi, yüzde kırmızılık, göz bebeklerinin küçülmesi eroin alımını takiben ortaya çıkan belirtilerdir. Bu kişilerin beslenmeleri yetersiz olduğu için sağlıkları bozulur. Kabızlık çekerler.

En önemli yan etkilerinden biri enjektör paylaşımı ile ortaya çıkar. AIDS, Hepatit gibi virüsler kişiye bulaşır. Eroinin etkisi altı sekiz saat içinde sonlanır ve şiddetli yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Bunlar arasında şiddetli kas ağrıları ve kramplar, uykusuzluk, gözde yaşarma, burun akıntısı, ishal sayılabilir. Yoksunluk belirtilerini gidermek için kişiler 6 saatte bir eroin dozunu yinelemek zorunda kalır. Eroin yüksek dozda alındığında ölüm ile sonuçlanabilir. Göz bebeklerinin toplu iğne başı kadar küçük olması, solunumun yavaşlaması ve koma hali bu durumun belirtileridir (Ögel K, 2001a).

6. Kokain

Kokain beyaz renkli, toz şeklinde bir maddedir (Ögel K, 2002). Çoğunlukla buruna çekilerek kullanılır. Buharının içe çekilmesi, sigara ya da enjeksiyon tarzında da kullanılabilir. Piyasa fiyatı oldukça yüksek olduğu için, genellikle yetişkinler ve ekonomik durumu iyi olanların kullandığı bir maddedir.

Bağımlılık yapıcı etkisi çok fazladır. Tek bir kullanımdan sonra bile bağımlılık yapabilir. Kokain alındığında kişiyi uyarır, canlandırır, keyif verir. Ancak bu etkileri kısa sürelidir ve bir saat içinde sonlanır. Etkileri sonlandıktan sonra 15-16 saat süre yoksunluk belirtileri ortaya çıkar.

Yoksunluk belirtileri arasında ruhsal çöküntü, halsizlik güçsüzlük, çok uyuma, mutsuzluk hali sayılabilir. Eğer bu madde uzun süredir kullanılıyorsa bu etkiler bir hafta sürer. Uzun süreli kokain kullanımı birçok ciddi ve istenmeyen etkilere neden olabilir. Bunlar aşağıda belirtilmiştir.

• Burun kanamaları

• Beyin damarlarında tıkanma

• Beyin kanaması 

• Cinsel iktidarsızlık

• Migren tipi başağrıları

7. Ecstasy

Ecstasy kullanımı özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Genellikle tablet ve kapsül şeklinde satılır (Ögel K, 2002). Beyaz, kahverengi, pembe ya da sarı tabletler ya da kapsüllerdir. Bazılarının üstünde kuş, kalp gibi resimler vardır. “007, Mitsubishi, roket, pıt, beyaz kumrular” adlarıyla anılır. Bugün için fiyatları yüksek olmadığı için, kent varoşlarında yaşayan gençler arasında da yaygınlaşmaya başlamıştır. Türkiye’de 3 sene içerisinde, lise öğrencileri arasındaki ecstasy kullanım oranı %25 artmıştır (Çorapçıoğlu ve Ögel, 2003). Ecstasy daha çok yüksek gelirli ailelerin çocukları tarafından tüketilirken, düşük gelirli aileden gelen gençlerin ecstasy tüketimi belirtilen yıllar arasında %47 artış göstermiştir. Maddi imkanları düşük olan bu gençlerde maddenin parasını bulabilmek için suç işleme eğilimi gözlenmiştir.

Ecstasy’nin etkisi 20 dakika içinde başlar ve birkaç saat sürer. Kullanıldıktan sonra enerji artışı, canlılık, karşı cinse karşı yakınlık hissi, algılamada artma ortaya çıkar. Ecstasy etkisi altında iken araba ya da makine kullanmak tehlikeli olabilir.

Etkileri amfetaminlere ve halüsinojenik maddelere benzer. Uykusuzluk ve geçici paranoyaya (aşırı kuşkuculuk) neden olabilir. Kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon, sara hastalığı olanların bu maddeyi kullanmaları ciddi sorunlara neden olur. Aşırı hareketten dolayı su kaybı, beden ısısında aşırı yükselme ölüme yol açabilir. Böbrek ve karaciğer üstüne yan etkileri olduğu da bildirilmiştir.

8. Amfetaminler

Ülkemizde kullanımı yaygın olmayan amfetaminler, hap ya da beyaz toz halinde bulunur. Ağızdan alınabilir, buruna çekilebilir, damardan verilebilir (Ögel K, 2001a).Ülkemizde yasal olarak bulunmamakla birlikte halen tıbbi kullanımı olan ilaçlardır. Captagon, Ritalin, Dexedrine bu ilaçlardan bazılarıdır.

Amfetaminler ülkemizde uyarıcı, zihin açıcı olarak bilinmektedir. Bunlar genellikle performans artırıcı ve keyif verici etkilerinden dolayı kullanılmaktadır. Sınavlara hazırlanan öğrencilerde, uzun yol şöförlerinde, zamanında yetiştirilmesi gereken işleri olan kişilerde sıklıkla amfetamin kullanımına rastlanır.

Amfetamin alımını takiben şizofreni benzeri bir tablo gelişebilir. Yoksunluk belirtileri arasında sıkıntı, mutsuzluk ve çöküntü hali, güçsüzlük, hareketsizlik, kabuslar, fazla uyuma, başağrısı, terleme, mide ve kas krampları sayılabilir. Amfetamin kalp damarlarını tıkanmasına, beyin damar hastalıklarına, şiddetli hipertansiyona ve iskemik kolitise (bağırsakların oksijensiz kalması) neden olur.

9. İlaç Olarak Kullanılan Ancak Bağımlılık Yapabilen Maddeler

Bazı maddeler ilaç olarak kullanılmaktadır ve eczanelerde satılmaktadır. Bunlar doktor kontrolünde yazılır ve kullanılır. Bu ilaçlar doktor önerisi dışında kullanıldıkları taktirde bağımlılık yapabilir. Bu ilaçların büyük çoğunluğu yeşil reçete adı verilen kontrollü bir sistem içinde yazılmaktadır. Kırmızı reçete kapsamında olan ilaçlar ise bağımlılık potansiyeli çok daha yüksek olan ilaçlardır (Ögel K, 2001a).

Sık olarak kötüye kullanılan ilaçlar şunlardır.

  • Diazem, Nervium, Tranxilene, Ativan, Rivotril
  • Akineton
  • Rohypnol (Türkiye’de ilaç olarak bulunmamaktadır. Ancak yasal olmayan yollar ile getirilmektedir)
  • Lomotil

Bu ilaçlar kullanıldıkları zaman sedasyon adı verilen gevşeme ve rahatlama duygusu verirler. Rohypnol piyasada “roş” adı ile satılmaktadır.

Bunlar tek başlarına kullanıldıkları gibi, diğer uyuşturucu maddeler ile birlikte ek madde olarak da kullanılabilir. Bu ilaçlar yüksek doz alındığında yoğun bir uyku haline neden olur. Solunumun baskılanmasına ve ölüme yol açabilir. Alkol ile birlikte kullanıldıkları taktirde bu etkileri daha da artar.

Refleksleri ileri derecede bozduğu için dikkat gerektiren işlerin (araba kullanmak gibi) yapılması sakıncalar doğurur. Yüksek dozlarda kullanıldıktan sonra aniden kesildikleri zaman sara (epilepsi) nöbetleri ortaya çıkabilir.

BAĞIMLILIK VE İLİŞKİLİ KAVRAMLAR

Bağımlılık, madde kullanımı sorunu içinde önemli bir kavramdır. “Uyuşturucu” madde tanımında bile bağımlılık kavramı kullanılır. Bunlar “bağımlılık” yapıcı maddelerdir. Bu nedenle bağımlılığın çok iyi bilinmesi ve anlaşılması gerekir.

Bağımlılık bir sendromdur. Psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasına ilişkin DSM IV adlı kitaba göre bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.

1. Tolerans gelişmesi (kullanılan madde miktarının aynı etkiyi sağlamak amacıyla giderek artırılması)

2. Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında fiziksel veya ruhsal yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması

3. Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar

4. Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcama

5. Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalır ya da tamamen bırakılması

6. Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması

7. Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımının sürdürülmesi

Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir. Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine, hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Bunlar içinde çeşitli zararlar sayılabilir. Madde kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve çocuklarını ihmal eder ya da bedeninde fiziksel bozulmalar olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar ortaya çıkabilir.

Bağımlılık bir süreç içinde gelişir. Kişi önce maddeyi dener. Ardından düzenli kullanmaya başlar. Onunda kişide bağımlılık gelişir. Bu nedenle her madde kullanan kişiyi bağımlı olarak adlandırmak yanlış olacaktır. Bağımlılığın evreleri vardır. Ancak aşağıda yeralan evreler bütün madde kullananlar için geçerli değildir. Farklı seyir izleyen durumlar da olabilir.

1. Hazırlık evresi

2. İlk madde kullanımı

3. Madde kullanmayı sürdürme

4. İlerleme evresi

5. Bırakma evresi

6. Tekrar madde kullanmayı düşünme (prolapse)

7. Tekrar madde kullanımı (lapse)

8. Tekrar madde kullanmaya başlama (relapse)

Bağımlıların büyük çoğunluğu kontrol edebileceği inancı ile madde kullanmaya başlar. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmez. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü, bağımlılık madde kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Kişi bağımlı olduğunun farkına varamaz.

Hayatta her nesne bağımlılığa yol açabilir. İnsan herhangi bir maddeye bağımlı hale gelebilir. Herşeyin bağımlılık riski vardır. Ancak bazı maddelerin bağımlılık potansiyeli daha yüksektir. İşte bu bağımlılık potansiyeli yüksek olan maddelere insanlar daha kolay ve sık olarak bağımlı olmaktadır.

Kişi madde kullanmaya başladıktan ne kadar sonra bağımlılık gelişeceğine ilişkin yeterli veri elimizde yoktur. Bağımlılık gelişme riski kullanılan madde cinsine, maddenin saflığına, kullanılan kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişir.

Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanım bile sorun yaratabilir. Örneğin kokain bir kez kullanıldıktan ve etkisi geçtikten sonra 15-16 saat süre ile istenmeyen ruhsal etkilere neden olur. Katkı maddeleri ile fazla karıştırılmamış eroin, ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık yapabilir. Bu nedenle bu maddelerin bir kez kullanılması bile sakıncalı yaratır ve bağımlılık riski vardır.

İnsan bir kez bağımlı oldu mu artık bir daha tam olarak bu bağımlılıktan kurtulamaz. Ancak bu demek değildir ki, bağımlılık düzelmez. Bağımlılık düzelir ancak iyileşmez. Kişi madde kullanmadığı sürece iyidir. Bir sorunu yoktur. Ancak madde kullandığı andan itibaren bağımlılık sorunu derhal canlanır ve her şey yeniden başlar. Örneğin alkol bağımlıları düzeldikten sonra her zaman arada sırada bir içmenin hayali ile yaşarlar. Ancak bu hayalin gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü, bir kez alkol aldıktan sonra kısa bir süre içinde gene bütün gün içmeye başlarlar.

Bağımlılığı şeker hastalığı gibi düşünebiliriz. Şeker hastalığında da kişi eğer şeker kullanmaz ve diyetine dikkat ederse, rahat yaşar ve hastalık onun için bir sorun olmaz. Ancak ne zaman şeker yer ise hastalık canlanır ve o kişi için ciddi bir sorun yaşanmaya başlar.

Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmıştır. Fiziksel bağımlılık; maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir. Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir. Ruhsal bağımlılık, alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme, gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde tanımlanabilir, ruhsal bağımlılık. Ruhsal bağımlılıkta madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir. Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktır. Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.

MADDE KULLANIMINA YOL AÇAN ETKENLER

Madde kullanımını anlayabilmek için kişilik, aile ve çevre gibi temel etmenlerin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Eğer bu etmenlerden bir tanesi yeteri kadar güçlü bir olumsuz etkiye sahipse, diğerlerinin olumsuz etkileri minimal olsa dahi yine kişide madde kullanma olasılığı yüksektir. Bu etmenlerden bir veya daha fazlası güçlü pozitif etki gösteriyorsa, kişi yüksek risk altında olsa dahi bu onu madde kullanımına karşı koruyabilmektedir (Ögel, 2002).

Madde kullanımına yol açan çeşitli etmenleri şu şekilde özetleyebiliriz.

1. Arkadaş grubuna bağlı etkenler,

2. Ebeveyne bağlı etkenler,

3. Kişiye bağlı etkenler,

4. Biyolojik etkenler

5. Toplumsal, kültürel, sosyal etkenler.

Arkadaş grubuna bağlı etkenler

Arkadaş grubuna bağlı etkenler arasında en önemlisi kişinin arkadaşlarının madde kullanmasıdır. Arkadaşları madde kullanan bir kişinin madde kullanması beklenebilir bir durumdur. Arkadaş grubunun madde kullanımı ile ilgili tutumları da kişinin madde kullanmasında rol oynamaktadır. Madde kullanımına yönelik olumlu tutumu olan arkadaş grubu olan kişilerde madde kullanımı daha sıktır. Arkadaş grubuna bağlılık ve yönelmenin fazla olduğu kişilerde de yine madde kullanımı daha sık olarak bulunmuştur.

Aile ve ebeveyn

Aile büyüklerinden biri madde kullanıyorsa, bu kişide madde kullanımı daha sıktır. Ebeveynlerin madde kullanımı ile ilgili tutum ve düşünceleri, madde kullanımı yönündeyse, kişide madde kulanım riski artmaktadır. Ebeveynlerin madde kullanımı ve sapkın davranışlara gösterdiği toleransın fazla olması da madde kullanımı için risk oluşturmaktadır. Ebeveyn-çocuk arasında yakınlık ve bağlılığın olmaması, ebeveynlerin çocuğun yaşamı ile ilgili olmaması ve uygun olmayan disiplin yöntemlerinin varlığı madde kullanımını artıran risk etkenleri arasındadır.

Ayrıca, başarının ödüllendirilmemesi, suçluluk duygusu uyandırmanın eğitim metodu olarak kullanılması, çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmemesi), çocuğun okuldan sonra kendine bakması, aile ile ilgili risk faktörleridir (Yargıç, 2007).

Bireysel etkenler

Erken çocukluk döneminde öfkeli, sinirli olma, erken yaşlarda davranım sorunları olan kişilerde madde kullanımı daha fazladır. Öte yandan içine kapanık, duygularını ifade etmekte güçlük çeken, kendini ortaya koyamayan gençlerde madde kullanımı ve bağımlılık riski yine yüksektir.

Çeşitli yaşam becerileri eksik olan kişilerde madde kullanımı daha yaygın olarak bulunmuştur. Buna örnek olarak, sorun çözme yetisi düşük olan, dürtülerini ve öfkesini kontrol edemeyen, stresle başa çıkmakta zorluk çeken, çevre baskısına karşı koyamayan kişiler verilebilir.

Okulda başarısızlığı olan veya tehlikeli davranışlar sergileyen ergenlerde madde kullanım riski yüksek olarak bulunmuştur. Erken yaşta madde kullanmaya başlayanlarda, bağımlılık riski çok daha fazladır.

Biyolojik etkenler

Araştırmalar göstermektedir ki, özellikle alkol bağımlılığı genetik yatkınlıkla yakından ilişkilidir. Hatta evlatlık verilmiş kişilerde, alkolik olma sıklığının, kendilerini yetiştiren aileden daha fazla, biyolojik anne ve babalarındaki alkolizmle ilişkili olduğu bulunmuştur (Yargıç, 2007)

Genetik yüklülük, maddelere verilen fizyolojik tepkiler ve ergende var olan nöropsikolojik eksiklikler de ergenlerde madde kullanım riskini artıran etkenler olarak belirtilmiştir.

Sosyal ve çevresel etkenler

Madde kullanmanın prestij, güç ve üstünlük sağladığı ortamların rolü büyüktür. Sosyal öğrenme bağımlılıkta önemli bir yer tutar (Balcıoğlu ve Abanoz, 2009) Düşük sosyoekonomik düzey bazı ülkelerde bir risk etkenidir. Nüfusun çok ve fiziksel şartların kötü olması da madde kullanımı için bir risk olarak bulunmuştur. Yüksek suç işleme oranı olan ortamlarda madde kullanım oranı da yüksektir. Aynı şekilde yaygın madde kullanımı olan ortamlarda ve maddeye ulaşmanın kolay olması da ergende madde kullanım riskini artırmaktadır.

DSM IV’E GÖRE MADDE BAĞIMLILIĞI TEMEL KRİTERLERİ

12 aylık bir dönem içinde herhangi bir zamanda ortaya çıkan; aşağıdakilerden en az üçü (ya da daha fazlası) ile kendini gösteren; belirgin bir bozulmaya ya da sıkıntıya yol açan uygunsuz bir madde kullanımı örüntüsü

1. Aşağıdakilerden biri ile tanımlandığı üzere tolerans gelişmiş olması:

a. Entoksikasyon ya da istenen etkiyi sağlamak için belirgin olarak artmış miktarlarda madde kullanma gereksinimi.

b. Sürekli olarak aynı miktarda madde kullanılması ile belirgin olarak azalmış etki sağlanması.

2. Aşağıdakilerden biri ile tanımlandığı üzere yoksunluk gelişmiş olması:

a. Söz konusu maddeye özgü yoksunluk sendromu

b. Yoksunluk semptomlarından kurtulmak ya da kaçınmak için aynı maddenin (ya da yakın benzeri) alınması

3. Maddenin çoğu kez tasarlandığından daha yüksek miktarlarda ya da daha uzun bir dönem süresince alınması

4. Madde kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için sürekli bir istek ya da boşa çıkan çabaların olması

5. Maddeyi sağlamak (Örneğin çok sayıda doktora gitme ya da uzun süreli araba kullanma), maddeyi kullanmak (Örneğin birbiri ardına sigara içmek) ya da maddenin etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcama.

6. Madde kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinlikler ya da boş zamanları değerlendirme etkinliklerinin bırakılması ya da azaltılması.

7. Maddenin neden olmuş ya da alevlendirmiş olabileceği, sürekli olarak var olan ya da yineleyici bir biçimde ortaya çıkan fiziksel ya da psikolojik bir sorununun olduğunun bilinmesine karşın; madde kullanımının sürdürülmesidir (Alkol kullanımı ile kötüleştiğini bildiği halde ya da ülserinin olmasına karşın içmeyi sürdürme) (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2000).

DSM IV’e Göre Madde Kötüye Kullanımının Temel Kriterleri

12 aylık bir dönem içinde ortaya çıkan, aşağıdakilerden en az biri (ya da daha fazlası) ile kendini gösteren, belirgin bir bozulmaya ya da sıkıntıya yol açan uygunsuz bir madde kullanımının olması:

1. İşte, okulda ya da evde alması beklenen başlıca sorumlulukları alamama ile sonuçlanan yineleyici bir biçimde madde kullanımı (Örn. Madde kullanımı ile ilişkili olarak sık sık işe gitmemeler ya da işte başarı gösterememe; madde kullanımı ile ilişkili olarak okula gitmemeler, okulu asmalar ya da okuldan kovulmalar; çocuklar ya da ev halkının ihmal edilmesi vb.)

2. Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici bir biçimde madde kullanımı (Örn. Madde kullanımının yarattığı bozukluklar sırasında araba kullanma ya da bir makineyi işletme)

3. Madde ile ilişkili, yineleyici bir biçimde ortaya çıkan yasal sorunlar (Örn: madde ile ilişkili davranım bozukluğuna bağlı tutuklanmalar)

4. Maddenin etkilerinin neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici toplumsal ya da kişilerarası sorunlara karşın, sürekli madde kullanımı (Örn: Entoksikasyonun sonuçları hakkında eşle olan tartışmalar, fiziksel kavgalar) (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2000).

KAYNAKÇA

Açıkyürek, K. Gazi Üniversitesi Gölbaşı Alkol Merkezinde Yatarak Tedaviye ilk kez ve tekrarlayan kereler başvuran Erkek Hastaların Bilişsel Modele Göre Karşılaştırılması. Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi. Gazi Üniversitesi. Ankara

(APA) Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlaması ve Sınıflandırılması El kitabı. (2001). Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı (DSM IV-TR), Amerikan Psikiyatri Birliği, Washington DC, (2000’den Çev.: Köroğlu, E.) Ankara :Hekimler Yayın Birliği.

Babaoğlu, A. N. (1997), Uyuşturucu ve Tarihi- Bağımlılık Yapan Maddeler.İstanbul: (1. Baskı). Kaynak Yayınları.

Balcıoğlu,İ.,Abanoz, Y.,(2009),Madde Bağımlılığı, İntihar, Sanık Psikolojisi. Dirim Tıp Gazetesi;yıl:84, sayı:1 (15-20)

Çakıl, N. (1998). Grupla sosyal beceri eğitiminin üniversite öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri üzerindeki etkisi. Yayınlanmamış doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Demir, A. (1989). U.C.L.A. Yalnızlık ölçeğinin geçerlik ve güvenilirliği. Psikoloji Dergisi, 7 (23), 14-18

Demir, A. (1990). Üniversite öğrencilerinin yalnızlık düzeylerini etkileyen bazı etmenler. Yayımlanmamış doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Demir, S. (2006). Arkadaşlık Becerilerini Geliştirmeye Dönük Grup Rehberliği Programının İlköğretim İkinci Kademe Öğrencilerinin Sosyometrik Statülerine Etkisi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Malatya.

Duy, B.(2003) Bilişsel Davranışçı Yaklaşıma Dayalı Grupla Psikolojik Danışmanın Yalnızlık ve Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Üzerindeki Etkisi. . Yayınlanmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara

Hamamcı, Z. (2002). Bilişsel davranışçı yaklaşımla bütünleştirilmiş psikodrama uygulamasının kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve temel inançlar üzerine etkisi. Yayınlanmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara

Hamamcı, Z. & Büyüköztürk, Ş. (2003). İlişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ölçeği: Ölçeğin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2 (25), 107- 111.

İmamoğlu, S. (2008) Genç Yetişkinlikte Kişilerarası İlişkilerin Cinsiyet, Cinsiyet Rolleri ve Yalnızlık Algısı Açısından İncelenmesi. Yayınlanmamış doktora tezi. Marmara Üniversitesi. İstanbul

Kosten, T.R., Morgan, C., ve Kosten, T.A. (1990). Depressive symptoms during buprenorphine treatments of opiod abusers. Journal of Substance Abuse Treatment, 7, 51-54.

Medina-Mora M.E, Real T.,(2008), İnhalan Kullanımının Epidemiyolojisi. Current Opinion in Psychiatry; 4(3):132-138

Ögel. K.,Çakmak D.,Tamar D.(1998) Madde Bağımılığı Sorununda Türkiye’nin yerine Bakış. Türk Psikiyatri Dergisi; 9(4):301-307

Ögel K., Çakmak D.Tamar D , Evren E, (2001), Uçucu Madde Kullanıcılarının Özellikleri .Bağımlılık Dergisi ; 2(2):57-60

Ögel K., Çakmak D.Tamar D , Evren E.(2001) Madde kullanım neden ile yatarak tedavi görenlerde intihar girişimi öyküsü. Klinik Psikiyatri Dergisi ; 4(4):232-240

Ögel K., Çakmak D.Erkıran M , Evren E, (2001) Alkol kullanım bozukluklarında intihar girişiminin klinik ve Sosyodemografik özelliklerle ilişkisi. Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji (3P) Dergisi ; 9(4):583-590

Ögel, K.,(2002). Madde Bağımlılarına Yaklaşım ve Tedavi. Doktorlar, Psikologlar, Rehber ve Diğer İlgilenenler İçin..İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık.

Ögel K, Uğuz Ş, Sır A.,Yenilmez Ç, Tamar M, Çorapçıoğlu A, Doğan O, Tot Ş, Bilici M, Tamar D, Evren C, LimanC. (2003) Türkiye'de ilköğretim ve ortaöğretim gençliği arasında esrar kullanım yaygınlığı, Bağımlılık Dergisi ;4(1):15-19

Ögel K, Çorapçıoğlu A, Sır A, Tamar M, Tot S, Doğan O, Uğuz S, Yenilmez C, Bilici M,Tamar D, Liman O.(2004) Türkiye’de Dokuz İlde İlk ve Ortaöğretim Öğrencilerinde Tütün, Alkol Ve Madde Kullanım Yaygınlığı . Turk Psikiyatri Dergisi. 15(2):112-118)

Ögel K., Eke C., Taner S., Erol B.(2004) İstanbul’da öğrencilerde riskli davranışlar araştırması. Yeniden yayın no: 6. İstanbul,

Öztürk .O ve Uluşahin A,(2008), Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. 2008, 2.Cilt. 11.Basım. Ankara: Nobel Tıp Yayınları

Steer R. A., Emery G.D., ve Beck A.T. (1980). Corralates of self reported and clinically assessed depression in male heroin addicts. Journal of Clinical Psychology, 36(3), 798-802.

Yargıç, İ. (2007) Madde Kullanımının Tarihsel Seyri ve Bağımlılık Konusunda Risk Faktörleri. Popüler Psikiyatri Dergisi; 40: 14-17

Zammit,S., Moore,T.,Lingford-Hughes A., Barnes, T., Jones, P., Burke, M., Lewis, (2008) G. Esrar Kullanımının Psikotik BozukluklarınSonuçları üzerindeki etkileri:Sistematik Derleme. The British Journal of Psychiatry ; 193:357-363

Kısayollar

Sosyal Medya

Kısayollar

Sosyal Medya