Tümünü Görüntüle

Kumar; para karşılığında oyun oynamak ve şansa dayalı olaylara yatırım yapmaktır. Günümüz şartları değerlendirildiğinde teknolojinin de gelişimi ile kumar oyunlarını oynamak çok daha rahat ve ulaşılabilir hale gelmiştir. Artık insanlar evlerinden çıkmadan kumar oynayabilmektedir. Bu durum kumar bağlılığı geliştirme noktasında risk faktörü oluşturmaktadır.

 

            Kişileri kumar oynamaya iten iki temel motivasyon bulunmuştur. Aksiyon Arayan tip heyecan arayışı motivasyonu ile kumar oynamaya yönelen grubu kapsarken, Kaçış Arayan tip ise gündelik hayattaki stresörlerinden uzaklaşmak adına kumar oynamaya yönelen gruptur. Kadınlarda kaçış arayan tip daha sık görülmektedir.

 

            Bireyleri kumar oynamak için güdüleyen değişkenler iyi hissetme ve sosyalleşme güdüsü olabilmekte. Bunun yanısıra  Bazı durumlarda kişiler heyecan arayışından öte negatif duygulanımdan kaçınmak isterler. Bu kişiler:

  • Gerçekleri kabul etmekte isteksizdirler ve zorlanırlar.
  •  İmmatür bir yapıları vardır, zahmet çekmeden en güzel şeylere sahip olmak isterler.
  • Hayalperest ve lüks düşkünüdürler. Hayalleri gerçekleşirse daha büyük hayaller kurarlar.

Sonuç olarak sorunlu kumar oynama davranışı ile etkisiz biçimde sorunlardan kaçınma/sorunlarla başetme çabaları arasındaki güçlü ilişki bulunmuştur. Yani bu kişiler günlük hayattaki problemleri ile başa çıkmakta zorlanıp, bir kaçış arayışı olarak kumar oyunları ile rahatladıklarını ifade edebilmektedir.

 

Konu üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda, bir bireyin artık bağımlı hale geldiğinden bahsedilebilmesi için aşağıda verilen on kriterden en az beşinin sağlanmış olması gerektiği belirtilmektedir:

a) Sürekli oyun oynamayı düşünmek,
b) Heyecanı artırmak için daha yüksek miktarlarda oynamak,
c) Oyun oynamayı azaltınca sinirli davranmak,
d) Oyun oynamayı kaçış olarak görmek,
e) Maddi kayıpları kapatmak için oynamak,
f) Oyun oynadığını gizlemek,
g) Oyun oynamak için yasadışı yollardan mali kaynak sağlamaya çalışmak, h) Yakın çevreyle ilişkileri koparmak,

i) Maddi yardıma muhtaç olmak,

j) Oyun oynama arzusunu kontrol altına almak veya ortadan kaldırmak hususunda başarısız olmak.

 

Yapılan araştırmalar ise kumar bağımlılığı ile birlikte gözlemlenebilen çeşitli psikolojik rahatsızlıklara dikkat çekmekte. Çalışmalar gösteriyor ki kumar oynama bağımlılığı olan kişilerin, madde-alkol bağımlılığı durumlarından da muztarip olma oranları yüksek. Öyle ki, majör depresyon, anksiyete bozukluğu, alkol-madde kullanımlarının patolojik kumar bozukluğundan sonra ortaya çıktığı, diğertüm komorbid dürtü kontrol bozukluklarının ise patolojik kumar bozukluğundanönce de var olduğuna dair bulgular mevcuttur.Bu bağlamda araştırmacılar farklı bir boyuta dikkat çekmişlerdirBu durum aslında bazı ruhsal bozuklukların patolojik kumar bozukluğunda birer risk faktörü, bazılarının da patolojik kumar bozukluğunun birer sonucu olabileceğini göstermektedir.

 

Kumar oynamaya erken başlamak da KOB gelişimi için de önemli bir risk etkenidir.  KOB tanısı alan olgularda 21 yaş altında kumar oynamaya başlama yüzdesi %89 olarak saptanmıştır. Bağımlılık riski taşıyan davranışların sorun haline gelmesi de geç ergenlik ve genç erişkinlik dönemlerinde olmaktadır. Bağımlılık geliştirme konusundaki risk etmenleri ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Ebeveyn ölümü
  • Boşanma
  • 15 yaşına gelmeden önce terk edilme
  • Uygunsuz ebeveyn disiplini (ebeveyn yokluğu, tutarsızlık ve gaddar tutum)
  • Ergenlikte yüksek dürtüsellik ve düşük anksiyete düzeyiyle
  • Erken dönemde yüksek kazanç elde etmek
  • Düşük sosyal destek

 

Mizaç özellikleri ile yapılan çalışmalar ise bu kişilerin:

  • Yenilik Arayışı içerisinde olma
  • Dürtüsellik-İyice Düşünme
  • Ödül Bağımlılığı
  • Kendi kendini Yönetme konusunda problem yaşama gibi karakteristiklere sahip olduklarını bulmuştur.

 

Kalıtsal etmenler kumar bağımlılığı için de genetik boyuta dikkat çekmektedir. İkizlerde yaptıkları araştırmada ailesel geçiş olabileceğini göstermiştir. KOB olgularının birinci derece akrabalarında da KOB, duygudurum bozuklukları ve alkol bağımlılığı sıklığı daha fazladır.

Aile araştırmaları meta-analizinde babadan oğula kalıtsal geçişin güçlü olduğu saptanmıştır.

 

      Başlangıç yaşı ise incelenen bir diğer önemli etmendir. Araştırmalar göstermektedir ki kumar oynamaya erken başlamak da KOB gelişimi için önemli bir risk etkenidir.  KOB tanısı alan olgularda 21 yaş altında kumar oynamaya başlama yüzdesi %89 olarak saptanmıştır. Ancak bağımlılık riski taşıyan davranışların sorun haline gelmesi de geç ergenlik ve genç erişkinlik dönemlerinde olmaktadır. Bunların yanısıra erken başlangıcın yaşam boyu intihar riskini de arttırdığı saptanmıştır.

 

Bağımlılığın Evreleri:

Bağımlılık Balayı, Duraklama, Çöküş, Yıkılış olmak üzere dört temel evre içerisinde incelenmektedir.

Balayı Evresi: Genellikle kısa sürer ve kazançlı geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçler de hep bu dönem hatırlanarak oynamaya devam edilir. Tümgüçlülük duygusu yoğundur. Çoğu kadın oyuncu başta olmak üzere bazı bireylerde bu evre görülmeyebilir.

Duraklama Evresi: Kayıpların peşine düşme bu dönemde başlar. Kayıplar arttıkça kumar eylemi giderek öncelik kazanmaya başlar. Borç alma, kredi alma olabilir. Borcu borç ile kapama sık görülür. Kazanma ve kaybetme dönemleri ardışık bir şekilde birbirini izler.

Çöküş Evresi: Kayıpların arttığı bir dönemdir. Varsa alkol-madde tüketimi artar. Depresif belirtiler yoğunlaşabilir.

Yıkılış Evresi:Tamamen ekonomik kaynaklar tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddi kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. Ancak yaşanılanları telafi için tekrar kumara yönelinir. Yoksunluk belirtikleri görülebilir.

 

Kumar oynama davranışı dönemsel ya da sürekli bir seyir izleyebilir. Genellikle depresyon ve stres dönemlerinde oynama isteği artar. Bazı kumarbazlar “ binge” benzeri oynama dönemleri gösterebilirler

Gerçekte tedavi edilen kişiler “yatışma evresinde” kabul edilirler ama her zaman nüks riski taşırlar.

 

Bilişssel davranışçı psikoterapi, aile terapisi, ve EMDR kumar tedavisinde sıklıkla çalışılan yönelimlerdir.

      Terapi süresince işlevsel olmayan inançların yeniden yapılandırılması,

strese verilen tepkilere yönelik işlevsel sorun çözme ve baş etme becerilerinin geliştirilmesi,sosyal becerilerin geliştirilmesi,ipucuyla yüzleştirme ve duyarsızlaştırma, yüksek riskli durumlarda nüksü önlemek için acil eylem planı geliştirme gibi alanlarda çalışmalar yapılmaktadır.

 

Hazırlayan: Ayşe Aydınoğlu


Yazılar


Hamilelikte Depresyon geri
Mail Grubuna Üyelik

Çadem Psikoloji

Kısayollar

Sosyal Medya

Kısayollar

Sosyal Medya